Şubat 2009 için Arşiv

Kardiyopulmoner Arest

Salı, 24 Şubat 2009

Kardiyopulmoner Arest
Tanım

KPR ve KİYD’nin amacı beynin canlılığını korurken, “ölmeyecek kadar sağlam kalpleri kurtarmaktır”. Amerikan Kalp Birliği’nin yalnızca yol gösterici ilkeler niteliğinde olan kılavuzu acil sağlık hizmeti verenlerin karar alma süreçlerinde esnek olmalarını gerektirmektedir. Burada sunulan öneriler 1992′de ABD’de KPR ve acil kardiyopulmoner bakım konusunda düzenlenen Beşinci Ulusal Konferans’ta varılmış görüş birliğini yansıtmakta ve kalp ritminin izlenmesi üzerinde yoğunlaşmak yerine hastayı tedavi etmeye ağırlık vermenin önemini vurgulamaktadır. Çoğu zaman hızlı karar verme zorunluğu vardır ve elde pek az veri bulunabilir.

KİYD kardiyopulmoner areste yol açan kardiyak etiyolojilere ağırlık verir. Kalp durmalarının üçte ikisi en yaygın ölümcül ritim bozukluğu olan ventrüiküler fibrilasyona yol açan miyokard iskemisini de içereniskemik kalp hastalığından kaynaklanır. Ardından bradiasistoli, nabızsız elektrik aktivitesi (eskiden elektromekanik disosiyasyon olarak nitelendiriliyordu) ve ventriküler taşikardi gelir.

Öykü

Kalp durmasının en olası etiyolojisini ve yaşama döndürmede başarı olasılığını belirlemek için aileden, olaya tanık olanlardan ve/ya da sizden önce olay yerine ulaşan sağlık görevlilerinden kısa bir öykü almaya çalışın. Yararlı bilgiler arasında (1) arestten önce ortaya çıkan uyarıcı semptomlar (örneğin göğüs ağrısı, konvülziyon, solunum güçlüğü, hava yolu tıkanması, baş ağrısı ve travma), (2) geçmiş tıbbi öykü (örneğin kalp hastalığı, konvülziyonlar, şeker hastalığı, böbrek hastalığı, madde bağımlılığı, reçeteli ya da keyfi ilaç kullanımı), (3) arestin yeri ve zamanı (”duraklama”nın tahmini süresi,) (4) areste kimsenin tanık olup olmadığı, (5) yakındaki kişiler tarafından KPR uygulanıp uygulanmadığı ve (6) spontan dolaşımın hiç geri gelip gelmediği sayılabilir. Sizden önceki sağlık görevlilerinin yağtığı girişimleri öğrenin.

Fizik Muayene

Vücut salgılarıyla temasa ilişkin genel önlemlere dikkat edin. Asıl ritim bozukluğunun belirlenmesinden ve tedavi edilmesinden sonra, birincil muayeneyi hava yolu, solunum ve dolaşım durumuna yöneltin. İkincil muayene ancak hasta stabil duruma geldikten ya da başlangıçtaki önlemlerin başarısız kalması durumunda yapılmalıdır.

Yaşamsal bulgular: Solunumu (göğüs hareketlerine bak, solunum seslerini dinle, soluk alıp vermeyi hisset), nabzı (karotis arteri en az 10 saniye palpe edilir), kan basıncını ve vücut sıcaklığını kaydedin.

Genel: Hasta kaşetik mi (kanser ya da son evrede AIDS)? Deriyi renk (siyanoz), solgunluk (kan kaybı), peteşiler (pıhtılaşma bozukluğu ya da enfeksiyon) ve ekimoz (travma, kanama bozukluğu) açısından inceleyin. (daha fazla…)

Yağ Kaybı Sadece Kilo Kaybı Demek Değildir

Pazar, 22 Şubat 2009

Yağ Kaybı Sadece Kilo Kaybı Demek Değildir

Gerek hastalar, gerekse doktorlar başarı göstergesi olarak verilen kiloyu dikkate alma eğilimindedirler. Oysa bakmanız gereken şey nicelik değil niteliktir. Kilo kaybı yağdan ya da “yağ dışı kitleden” olur. Kilo kaybının ilk dönemlerinde bu yağ dışı kitle su iken, ilerleyen zamanlarda kas ağırlıklı olur. Kas dokunun kalori yaktığı, buna karşın yağ hücrelerinin ise depoladığı bilinen bir gerçektir. Kayıp, kas dokudan olduğunda vücudunuzun fazla kaloriyi yakma yeteneği de azalır. Hızlı kilo vermeyi sağlayan diyetler niceliği niteliğin önünde tuttuklarından kayıplar daha çok yağ dışı kitleden olur ve bu nedenle çok kısa süre içinde yeniden kilo alınır.
İdeal olanı kayıpların ¾’ünün yağdan ve ¼’ünün de yağ dışı kitleden olmasıdır. Yağ dokudan kaybetmeyi hedefleyen, yavaş ve sabit bir kilo kontrol programı bu amaca ulaşmak için yeterlidir.

Sağlıklı Bir Yaşam Için Her Yaşa Göre Beslenme Klavuzu

Pazar, 22 Şubat 2009

Sağlıklı Bir Yaşam Için Her Yaşa Göre Beslenme Klavuzu

İngiliz bilimadamları “‘Sağlıklı ve uzun bir hayata sahip olmanın yolu doğru yaşta doğru şekilde beslenmekten geçiyor” diyor. İşte İngiliz Kalp Vakfı tarafından yayınlanan her yaşa göre beslenme klavuzu…

1-4 yaş:
Demir: Vücuttaki oksijen dolaşımını sağlamak için gerekli. Et, ekmek, yumurta, brokolide bolca var.
Kalsiyum: Güçlü kaslar ve sinir hücrelerinin gelişmesine yardımcı oluyor. Yoğurt, peynir gibi süt ürünleri en zengin kalsiyum kaynakları…
A vitamini: Kemik, sağlıklı diş ve saçlar için gerekli. Geceleri iyi görmeyi sağlıyor. Portakal gibi turunçgiller, domates, şeftali ve ciğerde var.
C vitamini: Güçlü bir bağışıklık sistemi için portakal, patates, çilek, kiraz, kivi ve maydanoz yenmeli.
D vitamini: Kalp, beyin . ve sinir sistemini güçlendiriyor. Diş kaybını engelliyor. Balık ve yumurtada var.

5-12 yaş:
Folik asit: Ekmek, karaciğer, böbrek ve ıspanakta bolca var.
Protein: Hücre ve dokuların yenilenmesi için şart. Et, süt, balık, deniz ürünleri, yumurta, baklagiller ve soya fasulyesinde bulunur.
Karbonhidrat: Bal, pekmez gibi demir içeren karbonhidrat tüketilmeli. Sebze, meyve, tahıllar, kepekli ekmek ve makarnada da var.
Yağ ve şeker: Çikolata, kek gibi tatlılar haftada bir iki kez tüketilmeli. Hamburger ve patates kızartması ise iki haftada bir serbest.

12-18 yaş:
Demir: Hızlı büyüme demir eksikliğine yol açıyor. Kırmızı et, ekmek ve lifli gıdalar bolca yenmeli.
Kalsiyum: Bu yaşta vücuttaki kalsiyum miktarı yüzde 25 düşüyor. Bu yüzden mutlaka günde l bardak süt içilmeli.
Sebze ve meyve: 5 porsiyon tüketilmeli.
Yağ ve şeker: Yağ ve şekerden uzak durmaya başlamak gerekiyor. 2-3 haftada bir sütlü tatlı ya da bitter çikolata yenebilir.
Su: Günde en az 8 bardak içilmeli. 17-18 yaşlarında haftada iki kadeh kırmızı şarap içilebilir.

Yetişkinler için:
Protein: Kemiklerin kırılmasını önlemek için süt ve balık gibi deniz ürünleri tüketilmeli…
Lifli gıdalar: Yaş ilerledikçe kansere yakalanma riski de artıyor. Brüksel lahanası ve brokoli tüketilmeli.
Su: Günde 8 bardak su içilmeli. Taze sıkılmış meyve suları da içilebilir.
Fındık: Kalbi güçlendirmek için günde bir avuç yenmeli. Kuru fasulye . ise diyabet riskini azaltıyor.
Domates: Göğüs, cilt ve mide kanseri riskini yüzde 30 azaltıyor.

50 yaş üstü:
Çinko: Ekmek, deniz ürünleri ve kırmızı ette var. Bağışıklık sistemini güçlendiriyor, yaraları iyileştiriyor.
Kalsiyum: Her gün bir bardak süt içilmeli ya da sabah kahvaltılarında mutlaka beyaz peynir yenilmeli.
D vitamini: Alzheimer riskini azaltmak için . günde 10 dakika güneşe çıkılmalı. Balık ve yumurta yenmeli.
B vitamini: Zayıflayan sinirler ve yaşlanan hücreler için gerekli. Ceviz ve bademde bolca var, kolesterolü düşürür.

Yağ Kaybı Sadece Kilo Kaybı Demek Değildir

Pazar, 22 Şubat 2009

Yağ Kaybı Sadece Kilo Kaybı Demek Değildir

Gerek hastalar, gerekse doktorlar başarı göstergesi olarak verilen kiloyu dikkate alma eğilimindedirler. Oysa bakmanız gereken şey nicelik değil niteliktir. Kilo kaybı yağdan ya da “yağ dışı kitleden” olur. Kilo kaybının ilk dönemlerinde bu yağ dışı kitle su iken, ilerleyen zamanlarda kas ağırlıklı olur. Kas dokunun kalori yaktığı, buna karşın yağ hücrelerinin ise depoladığı bilinen bir gerçektir. Kayıp, kas dokudan olduğunda vücudunuzun fazla kaloriyi yakma yeteneği de azalır. Hızlı kilo vermeyi sağlayan diyetler niceliği niteliğin önünde tuttuklarından kayıplar daha çok yağ dışı kitleden olur ve bu nedenle çok kısa süre içinde yeniden kilo alınır.
İdeal olanı kayıpların ¾’ünün yağdan ve ¼’ünün de yağ dışı kitleden olmasıdır. Yağ dokudan kaybetmeyi hedefleyen, yavaş ve sabit bir kilo kontrol programı bu amaca ulaşmak için yeterlidir.

Günlük Yüz Bakımı

Pazar, 22 Şubat 2009

Günlük Yüz Bakımı

1) Kontak sağlanır.
2) Dairesel canlandırma: Dairesel yuvarlaklarla alın ortasından dekolteye inilir.
3) Göz çevresi: Minik zincirler yaparak, üç tane yuvarlak ve zin­cir halkalarla kontak sağlar.

4) Şakaklara doğru yuvarlaklar yapılır: Burun ve dudak çevresinde kontak yapıp, dudak çevresinde yani gülme çizgilerinin üzerin­de sekiz şekli yaparak, dudak üstünde düz hareketlerle çalışıp, daha sonra tekrar yuvarlaklar ve kontak sağlayıp yanak topla­ma yapılır. Sonra dekolteye inilip tekrar küçük yuvarlaklarla ma­saj yapılır. Soğuk kompres yapılarak işlem sona erdirilir.
5) Lenf drenaj: Kontak yapılıp, çeneden başlayarak makas ha­reketleri ile masaj yapılır. Önce, dudak çevresinde üç defa bastırılıp burun masajı yapılır. Üç defa burun kanatlarına ya­vaşça bastırılıp, kontak yapılarak yanaklara toplama yaparak göz çevresine üç defa minik dairesel hareketlerle devam e-dip, yanak ve boyun masajından sonra bitirilir.
6) Yüz ve boyun masajı: Cilt gereken sütle veya kremle temiz­lendikten sonra, masajı kolaylaştıracak ve cildi besleyecek krem yüze yayılır.
Her iki elin baş ve ortanca parmaklarının uçlarını kullanarak (diğer parmaklar masaja katılmaz) tırnakları cilde batırma­dan, cilt yüzeyine seri hareketlerle küçük çimdikler uygulanır. Böylece yüzün ve boynun her yanı çimdiklenir. Bu masaj kan dolaşımını olumlu etkiler.
Yalnız göz kapaklarına ve göz altına masaj uygulanmaz. Uy­gulama iki veya üç dakikadan fazla sürmemelidir. Bu masaj buğu banyosundan sonra uygulanırsa, tıkanık olan gözenekleri açar, cilt yüzeyini tıkayan yağın kolayca boşal­masını sağlar. Bu yöntem yağlı ciltler içinde faydalıdır.