Mayıs 2009 için Arşiv

Alkol Bağımlılığı Alkolizm Alkol Tedavisi

Cuma, 01 Mayıs 2009

ALKOL BAĞIMLILIĞI : Alkol kullanmaya bağlı problemler çağımızın en önemli dertlerinden biridir. Alkol tüketimi; sağlık problemleri, trafik kazaları, intihar, suça yönelme, aile geçimsizliği, ekonomik sorunlar, iş hayatının bozulması gibi pek çok boyutlu meselelere yol açmaktadır.

Alkol bağımlılığı (alkolizm) ise ferdin beden ve ruh sağlığını, aile, sosyal ve iş uyumunu bozacak derecede sık ve fazla alkol alma; alkol alma isteğini durduramama iki belirli bir bozukluktur.
Alkolizm gelişmiş ülkelerde en başta gelen sağlık sorunlarından biridir. İsveç , Norveç , Amerika, Fransa gibi ülkelerde yaygınlık oranı yetişkin nüfusta % 10-15 tir. Ülkemizde alkol tüketimi ne yazık ki hızla artmaktadır.

ALKOLİZME BAĞLI RAHATSIZLIKLAR
Alkolü Bırakma Sendromu: Uzun süre devamlı alkol alan kişiler bırakınca değişik derecede bırakma belirtileri gösterirler. Bunlar: titreme, dizartrik  konuşma, kasılmalar, sara nöbetleri , baş ağrısı , çarpıntı, terleme, uyku bozukluğu vs.

Deliryum Tremens ;
Alkolü bırakmaya bağlı akut bir beyin sendromudur. Şuur sıklıkla bulanıktır. Hasta rüyada gibidir. Telaşlı, panik içinde, endişeli ve öfkelidir. Bazen saldırgan olabilir. Titrer. Yürümesi dengesizdir. Kapıyı, pencereyi şaşırabilir.

Alkol Hallüsinozisi ;
Uzun yıllar alkol kullanan kişilerde alkol bırakıldıktan veya azaltıldıktan 2-3 gün sonra canlı, sürekli görme, işitme hallüsinasyonları ve şuurun açık olması ile belirli bir bozukluktur.

Alkol Bunaması:
Uzun süre ağır alkol kullananlarda bunama gelişebilir.

Korunma Yolları
Bütün dünyada alkolün zararlarına karşı kampanyalar düzenlenmektedir. Amerikada çocuklar, ilkokul çağlarında başlayan Akıllı davran, hiç başlama, alkole hayır de sloganıyla yürütülen kampanyalarla şuurlandırılarak,alkolün tehlikelerine karşı küçük yaşta uyarılmaktadır.

Agorafobi Panik Bozukluk

Cuma, 01 Mayıs 2009

Panik bozukluğu olan çoğu kişinin belirli bir derecede agorafobisi olur. Agorafobi terimi çoğu kez yanlış anlaşılan bir terimdir. Birtakım kişiler, bunun, açık alanlarda bulunmaktan korkma olduğunu sanırlar. Bir kesimi de, bunun, evde ayrılma korkusu olduğunu düşünür.

Agorafobisi olanların çok küçük bir yüzdesi açık alanlardan korkar, böyle bir korku duyma, panik bozukluğu olan kişilerde oldukça az görülen bir durumdur. Dahası, ancak çok ağır agorafobisi olanlar evden çıkmak istemezler.

Agorafobi, bir panik atağının yaşanması ya da panik atağı benzeri belirtilerin ortaya çıkması durumunda, yardım sağlanamayabileceği ya da kaçmanın zor olabileceği ortamlarda ya da durumlarda bulunmaktan korkma olarak tanımlanır.

Agorafobisi olan kişilerin bulunmaktan kaçındıkları ortamlar için verilebilecek örnekler şunlardır:
• Kalabalık yerler: Süpermarketler, sinemalar, tiyatrolar, alışveriş merkezleri, spor etkinlikleri
• Kapalı yerler ve kaçmanın zor olabileceği yerler:
• Tüneller, metrolar, dar, basık ve küçük odalar, asansörler, uçaklar, otobüsler, uzun bir sırada bekleme
• Araba kullanma: Uzun yollar ve köprüler, karışık trafik. Arabada yolcu olmakta da zorluk çekebilirler.
• Evden uzakta olma: Birtakım kişiler, evlerinin çevresinde, belirli, güvenli bir uzaklık belirlerler ve belirledikleri uzaklığın ötesine geçmekte zorlanırlar. Seyrek de olsa, evden çıkmak tümüyle olanaksız bir duruma gelebilir.
• Tek başına olma:

Özellikle yukarıda sözü edilen durumlarda, tek başlarına kalmakta zorlanırlar.

Birtakım insanlar için agorafobi çok hafif bir durumdur, sözgelimi yalnızca uzun uçak yolculuklarında panik ataklarının olacağından korkabilirler, bir kesiminde de agorafobik kaçınma davranışı  hiç bulunmaz. Ancak başka bir kesiminde agorafobi öylesine ağır olabilir ki kişiyi evin dışında bir etkinlikte bulunmaktan tümüyle alıkoyar. Panik bozukluğu olan çoğu kişide bu iki ucun arasında bir durum bulunur.

Agorafobi Nedir

Cuma, 01 Mayıs 2009

Panik bozukluğu olan çoğu kişinin belirli bir derecede agorafobisi olur. Agorafobi terimi çoğu kez yanlış anlaşılan bir terimdir. Birtakım kişiler, bunun, açık alanlarda bulunmaktan korkma olduğunu sanırlar. Bir kesimi de, bunun, evde ayrılma korkusu olduğunu düşünür. Agorafobisi olanların çok küçük bir yüzdesi açık alanlardan korkar, böyle bir korku duyma, panik bozukluğu olan kişilerde oldukça az görülen bir durumdur. Dahası, ancak çok ağır agorafobisi olanlar evden çıkmak istemezler.
Agorafobi, bir panik atağının yaşanması ya da panik atağı benzeri belirtilerin ortaya çıkması durumunda, yardım sağlanamayabileceği ya da kaçmanın zor olabileceği ortamlarda ya da durumlarda bulunmaktan korkma olarak tanımlanır.

* Agorafobisi olan kişilerin bulunmaktan kaçındıkları ortamlar için verilebilecek örnekler şunlardır:
- Kalabalık yerler:
- Süpermarketler, sinemalar, tiyatrolar, alışveriş merkezleri, spor etkinlikleri
- Kapalı yerler ve kaçmanın zor olabileceği yerler:
- Tüneller, metrolar, dar, basık ve küçük odalar, asansörler, uçaklar, otobüsler, uzun bir sırada bekleme
- Araba kullanma: Uzun yollar ve köprüler, karışık trafik. Arabada yolcu olmakta da zorluk çekebilirler.
- Evden uzakta olma: Birtakım kişiler, evlerinin çevresinde, belirli, güvenli bir uzaklık belirlerler ve belirledikleri uzaklığın ötesine geçmekte zorlanırlar. Seyrek de olsa, evden çıkmak tümüyle olanaksız bir duruma gelebilir.
- Tek başına olma: Özellikle yukarıda sözü edilen durumlarda, tek başlarına kalmakta zorlanırlar.
Birtakım insanlar için agorafobi çok hafif bir durumdur, sözgelimi yalnızca uzun uçak yolculuklarında panik ataklarının olacağından korkabilirler, bir kesiminde de agorafobik kaçınma davranışı  hiç bulunmaz. Ancak başka bir kesiminde agorafobi öylesine ağır olabilir ki kişiyi evin dışında bir etkinlikte bulunmaktan tümüyle alıkoyar. Panik bozukluğu olan çoğu kişide bu iki ucun arasında bir durum bulunur.

* Panik Bozukluğu için Etkili Olduğu Gösterilmiş Olan Tedavi Yöntemleri
Nasıl ki panik bozukluğunun gelişmesinde ve sürmesinde hem biyolojik, hem de psikolojik etkenlerin önemi varsa, tedavisinde de hem biyolojik, hem de psikolojik tedavi yöntemlerinin etkili olduğu gösterilmiştir. Uygulanan bu tedavilerin sonuçları kişiye göre değişir. Hastaların çok küçük bir yüzdesi tedaviden yarar görmez, bir kesimi de kısmen yarar görür. Ancak hastaların çok büyük bir çoğunluğunda uygulanan tedavinin büyük yararı olur, uygulanan tedavilerin sonunda, hastaların yaklaşık yarısında panik belirtileri hiç kalmaz.

Biyolojik tedaviler bağlamında en sıklıkla kullanılan ilaçlar anksiyete ilaçlar (alprazolam, klonazepam gibi) ve belirli birtakım antidepresan ilaçlardır. Kullanılan antidepresan ilaçlar arasında seçici serotonin gerialım ketleyicisi antidepresan ilaçlar (essitalopram, fluoksetin, fluvoksamin, paroksetin, sertralin ve sitalopram) ve trisiklik antidepresan ilaçlar (imipramin, klomipramin gibi) vardır. Bu ilaçlar antidepresan ilaçlar olarak adlandırılıyorlarsa da, kişide eşzamanlı olarak depresyon olsun ya da olmasın, kişinin kaygısını ve panik ataklarını azaltmada son derecede etkilidirler.
Panik bozukluğunun psikolojik tedavisinde bilişsel davranışçı tedavinin (BDT) etkili olduğu gösterilmiştir.

* Bu tedavi genellikle on-on beş hafta sürer ve aşağıdaki tedavi yaklaşımlarının bir birleşiminden oluşur:
-  Eğitim:
Kitabın bu bölümünde yapıldığı gibi, panik ataklarının ve panik bozukluğunun doğası hakkında bilgilendirme, tedavinin belirli bir aşamasıdır.

- Bilişsel yeniden yapılandırma:
Bu yöntem, kişinin k ndisine kaygı veren düşüncelerini anlamasını ve ayrımsamasını öğretmeyi ve sözü edilen bu düşünceleriyle ilgili kanıtları araştırmayı kapsar. Bilişsel yeniden yapılandırmanın amacı, kaygılı düşünme örüntülerinin, bütün kanıtları göz önünde bulundurarak, daha gerçekçi, daha akılcı düşüncelerle yer değiştirmesini sağlamaktır. Burada hasta, yalnızca kaygı doğuran düşüncelerinin dayanağı olan kanıtlara odaklanmaktan uzaklaştırılır.

- Korkulan durumlarla karşı karşıya gelme:
Korkuyla baş etmenin en güçlü yollarından biri, korkulan durumla doğrudan karşı karşıya gelmektir. Araba kullanma, kalabalık ortamlarda bulunma gibi korkulan agorafobik durumlarla karşı karşıya kalma, böylesi durumlarda kalmaktan korkmayla başetmenin çok etkili bir yoludur.

- Korkulan duyumlarla karşılaşma:
Panik bozukluğu olan kişiler, baş dönmesi, sersemlik duyumu ve soluğun kesilmesi gibi panik duyumlarını yaşamaktan korktukları için, korkulan duyumlar artık korku uyandırmayana dek bunlarla birçok kez karşılaştırılırlar. Sözgelimi, sersemlik duyumu oluşana, baş dönmesi ortaya çıkana dek kişi bir döner sandalyede döndürülür. Buna belirtilerle karşılaştırma yöntemi adı da verilir.

- Soluk alıp verme eğitimi:
Hızlı soluk alıp verme panik belirtilerini tetikleyebilir. Buna hiperventilasyon adı verilir. Soluk alıp vermenin yavaşlatılması yoluyla, panik atakları sırasında hızlı soluk alıp verme yüzünden daha da kötüleşen belirtilerin azaltılmasına çalışılır.  Bütün bu anlatılanlardan sonra hangi yöntemin en etkili olduğu sorusu akla gelecektir. İlaçlar mı? Bilişsel davranışçı tedavi mi? Yoksa her ikisinin birarada uygulanması mı? Yapılan araştırmalardan yola çıkılarak bu tedavi yaklaşımlarının eşit etkin olduğundan söz edilebilir. Ancak kişiler arası ayrımlar olabilmektedir, diğer bir deyişle kimileri bir yöntemden daha çok yarar görürken, kimileri diğer yöntemden daha çok yarar görebilmektedir.

Ancak kimin hangi yöntemden daha çok yarar sağlayacağını önceden kestirmenin geçerli bir yolu bugün için yoktur, bu yöntemler birbiri ardısıra denenerek en etkili yol bulunur, Ancak uzun süreli tedavide, hastalığın depreşmesini ve yinelemesini önlemede bilişsel davranışçı tedavinin daha etkin olduğu gözlenmiştir. Şöyle ki, ilaçla iyileşenlerde, ilaç bırakıldıktan sonra hastalık daha çok depreşebilirken, bilişsel davranışçı tedaviyle iyileşenlerde bu depreşme daha düşük oranlarda görülmektedir. Davranışçı tedaviyle iyileşen hastaların, hastanın iyileşmesinde kendi çabalarının da olduğunu düşünmesi, depreşmeyi önleyen önemli bir etken olarak görülmektedir.

Affektif Duygulanım Bozuklukları

Cuma, 01 Mayıs 2009

Affektif Duyguların Bozuklukları

Belirli bir ruhsal veya bedensel sebebe bağlı olmaksızın ortaya çıkan ve manik veya depresif durumun eşlik ettiği rahatsızlıklardan Oluşur.

DEPRESYON
Depresyon (çökkünlük), derin üzüntülü bir miz aç içinde düşünce, konuşma ve hareketlerde yavaşlama ve durgunluk, değersizlik, küçüklük, güçsüzlük, isteksizlik, karamsarlık duygu ve düşünceleri ile bedensel fonksiyonlarda yavaşlama gibi belirtileri ihtiva eden bir rahatsızlıktır.

Toplumda yaygınlık oranı % 10-15′tir. Depresyon geçirenler durgundur; alçak sesle, yavaş ve az konuşurlar. Üzüntülü ve acılıdırlar. Sık ağlarlar. Bazen endişe olur. Önceden istekle ve zevkle yaptığı, ilgilendiği şeylere karşı isteksizlik ve zevk alamama söz konusudur.

Kişinin şuuru açıktır. Unutkanlık olur. Düşünce yavaşlamıştır.Geçmiş pişmanlık ve acı veren kötü hatıraları aklına gelir. Çaresizlik ve umutsuzluk duygu ve düşünceleri vardır. Kendini işe yaramaz, değersiz ve küçük görür. Uyku bozulur. Bazen artar, bazen azalır. Cinsel isteksizlik ortaya çıkar. İntihar düşünceleri olabilir.

Tedavi: Depresyon tedavi ile düzelir. Antidepresan denilen ve depresyonu iyileştiren ilaçlar verilir. Bu ilaçlar sıkıntıyı giderir. Uyuşturucu veya sakinleştirici değildirler. Tesirleri 10-15 günde ortaya çıkar ve iyileştirici etkileri 2-3 haftadan önce pek belli olmaz. Duruma göre ECT (elektroşok tedavisi) uygulanabilir.
Antidepresan ilaçlardan bazılarının piyasa adları şöyledir: tofranil, laroksil, tolvon, desyrel, survector, prozac, faverin, lustral vs.

MANİ
Canlı, aşırı hareketli, kabarık ve coşkuludur. Yüksek sesle ve hızlı konuşur. Neşeli, öfkeli, aşırı güvenli bir ses tonu vardır. Hemen dostluk kurar, fakat sathi ve kısa sürelidir. Hareket, konuşma ve düşünce hızlanmıştır. Konudan konuya atlar. Kendini üstün ve güçlü görür, neşe ve coşku içindedir. Çok iyi olduğunu söyler. Rahatsızlığı kabul etmez ve tedaviyi reddeder. Uyku azalmıştır. Enerjik ve hareketlidir.

Tedavi:
Ağır durumlarda hastaneye yatırılır. Antipsikotik ilaçlar verilir. Bu ilaçlar uyuşturucu değil tedavi edicidir. Bazı vakalarda elektroşok tedavisi (ECT) gerekebilir.

Erkekte Kısırlık

Cuma, 01 Mayıs 2009

Erkekte Kısırlık

Erkekte görülen kısırlık sebepleri çok çeşitlidir.
* Sperm Yollarında Tıkanıklık
Erbezleri normal sperm (erkek üreme hücresi) imal ettikleri halde, sperm çıkış kanalları kapalı olduğu için erkek kısırlaşmıştır. Kanal tıkanıklığının sebepleri ağır geçen ateşli hastalıklar, bel soğukluğu, verem ve tümördür.

* Hormon Düzensizliği
Erkeğe has cinsiyet özelliklerini ka. zandıran hormonların bir görevi de sperm ve meni üretmektir. Hormon salgılayan bezlerde ve bu bezlere beyinden emir getiren sinirlerde bir arıza olduğu takdirde sperm ve meni üretimi aksayacak, erkek kısırlaşacaktır.

* Erbezi Yokluğu
Bazı erkek çocuklarında, anneye bağlı bir hastalık sebebiyle, doğuştan erbezleri yoktur. Bazan, erbezleri üst kanallarda kalarak torbaya inmemişlerdir. Doğumdan hemen sonra, anneler, erkek bebeklerin erbezlerini kontrol etmeli; torba. ya indiklerinden emin olmalıdır. Vaktinde farkedilen erbezi anormallikleri, cerrahi müdahale ile, kolayca torbaya indirilmektedir.

* Meslek Hastalıkları
Uzun zaman kurşun ve benzol gibi zehirli madde buharlarının teneffüs edildiği mesleklerde kısırlık görüldüğü gibi; fazla dozda radyasyona maruz kalanlarda da kısırlık görülmektedir.

* Ağır Beslenme Bozuklukları
Yeterli gıda alamayanlarda gelişme bozukluklarına bağlı olarak kısırlığa yolaçan cinsiyet bozuklukları da meydana gelmektedir.