<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Sağlık Bilgileri  &#124;  Sağlık Portalı</title>
	<atom:link href="http://www.saglikportali.net/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.saglikportali.net</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 19 May 2012 13:04:42 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Depremzedenin ilacını devlet sağlamalı</title>
		<link>http://www.saglikportali.net/depremzedenin-ilacini-devlet-saglamali.html</link>
		<comments>http://www.saglikportali.net/depremzedenin-ilacini-devlet-saglamali.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 May 2012 13:04:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikportali.net/?p=3835</guid>
		<description><![CDATA[Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Sağlık Bakanlığı’na gönderdiği yazı ile, depremzedelerin ilaçlarının devlet tarafından karşılanmasını talep ederken, Türk Tabipleri Birliği (TTB) ise ilk depremden sonra &#8230; Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Sağlık Bakanlığı’na gönderdiği yazı ile, depremzedelerin ilaçlarının devlet tarafından karşılanmasını talep ederken, Türk Tabipleri Birliği (TTB) ise ilk depremden sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-753" src="http://www.saglikportali.net/wp-content/uploads/depremzedenin-ilacn-devlet-salamal.jpg" alt="" width="300" height="250" /> Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Sağlık Bakanlığı’na gönderdiği yazı ile, depremzedelerin ilaçlarının devlet tarafından karşılanmasını talep ederken, Türk Tabipleri Birliği (TTB) ise ilk depremden sonra &#8230;
<p>	Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Sağlık Bakanlığı’na gönderdiği yazı ile, depremzedelerin ilaçlarının devlet tarafından karşılanmasını talep ederken, Türk Tabipleri Birliği (TTB) ise ilk depremden sonra yaptığı uyarıyı tekrarladı ve Sağlık Bakanlığı kriz masası sorumluları ile görüştü. Görüşmede deprem bölgesinde yaşanan sorunlar ve çözüm önerileri dile getirildi. SES, depremle her şeyini yitiren Vanlıların bir de SGK’dan darbe yediklerini belirterek Sağlık Bakanlığı’na ve Sosyal Güvenlik Kurumu’na bir yazı gönderdiler. Deprem bölgesindeki vatandaşların ilaçlarını eczanelerden parayla almak zorunda kaldıklarını ifade eden SES Merkez Yönetim Kurulu, bu durumun düzeltilmesini talep etti. Yazıda kanunlar hatırlatılarak, doğal afetlerin yaşandığı bölgelerdeki vatandaşların tüm sağlık giderlerinin devlet tarafından karşılanması gerektiği vurgulandı.</p>
<p>	TTB Genel Sekreteri Prof. Dr. Feride Aksu Tanık ve TTB Merkez Konsey üyesi Dr. Osman Öztürk ise Sağlık Bakanlığı Tedavi Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı ve Sağlık Bakanlığı Kriz Masası sorumlularından Dr. Ertuğrul Eğin ile görüştü. Van bölgesinde yaşanan deprem sonrasında sağlık hizmetlerinde yaşanan sorunlar ve sağlık çalışanlarının sorunlarıyla ilgili olarak gerçekleştirilen görüşmede, sağlık çalışanlarının talepleri ve TTB’nin çözüm önerileri dile getirildi. Görüşmede, depremzede sağlık çalışanlarının sağlık hizmeti vermesi ile ilgili olarak “afetler, afetten etkilenenlerle yönetilemez” denildi. Görüşmede depremzede sağlık çalışanlarının bölgede görev yapma sürelerinin ve dinlenme sürelerinin uygun çalışma koşullarını sağlayacak şekilde düzenlenmesi gerektiği kaydedildi. Görüşmede, Van’da hekim görevlendirmesi ile ilgili olarak TTB’nin Sağlık Bakanlığı ile işbirliğine hazır olduğu vurgulandı. (Ankara/EVRENSEL)</p>
<p>	evrensel.net</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikportali.net/depremzedenin-ilacini-devlet-saglamali.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Genç kalmanızı sağlayacak aktiviteler</title>
		<link>http://www.saglikportali.net/genc-kalmanizi-saglayacak-aktiviteler.html</link>
		<comments>http://www.saglikportali.net/genc-kalmanizi-saglayacak-aktiviteler.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 May 2012 09:01:48 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikportali.net/?p=2745</guid>
		<description><![CDATA[Genç kalmayı sağlayan fiziksel aktivitelerin 3 türü var. 1. GENEL BEDENSEL AKTİVİTELER Yürümek, bahçe uğraşısı, ev işleri, alışveriş ve kasları çalıştıran tüm diğer aktiviteler bu tür aktivitelerdir. 2. AEROBİK (KARDİO) EGZERSİZLER Kalp atışlarını hızlandıran aktivitelerdir. Hareketlerdeki süreklilik 10 dakikadan az olmayan ve büyük kas gruplarını (en azından bir bacak) çalıştıran egzersizlerdir. Ana yararı kalp-damar sistemine [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-753" src="http://www.saglikportali.net/wp-content/uploads/gen-kalmanz-salayacak-aktiviteler.jpg" alt="" width="300" height="250" /> Genç kalmayı sağlayan fiziksel aktivitelerin 3 türü var.
<p>	<strong>1. GENEL BEDENSEL AKTİVİTELER</strong><br />	Yürümek, bahçe uğraşısı, ev işleri, alışveriş ve kasları çalıştıran tüm diğer aktiviteler bu tür aktivitelerdir.</p>
<p>	<strong>2. AEROBİK (KARDİO) EGZERSİZLER</strong><br />	Kalp atışlarını hızlandıran aktivitelerdir. Hareketlerdeki süreklilik 10 dakikadan az olmayan ve büyük kas gruplarını (en azından bir bacak) çalıştıran egzersizlerdir. Ana yararı kalp-damar sistemine ve metabolizmayadır. Bisiklete binmek, yüzmek, hızlı tempoda yürümek (5-6 km/saat), hafif tempoda koşmak, kürek çekmek, dans etmek bu egzersiz türleridir. Aerobik egzersiz düzenli olarak haftada 3 ile kez 30-45 dakika olmalıdır. Zamanı kısıtlı olan için bu süre birkaç bölüme ayrılarak günün değişik zamanlarında yapılabilir. Aerobik egzersiz; kalp atışlarını, maksimal kalp atımının yüzde 60-80&#8242;ine çıkarmalıdır. Maksimal kalp atımı 220&#8242;den yaşın çıkarılmasıyla bulunur. Spora yeni başlayanlar için maksimal kalp atışının yüzde 60&#8242;ına, kondisyonu olanlar için yüzde 80&#8242;ine ulaşmak salık verilir.</p>
<p>	<strong>3. KAS GÜÇLENDİRİCİ EGZERSİZLER</strong><br />	Ağırlıklarla çalışılan ya da vücudun ağırlığından yararlanarak yapılan kas geliştirici ve güçlendirici egzersizlerdir. Vücutta kas kitlesi ne kadar fazla ise egzersiz yapılmadığı zamanlarda bile kalori harcanması da o kadar çoktur. Bu nedenle kas gelişimini sağlayan güçlendirici egzersizler şişmanlığın önlenmesi ve kilo verme için özellikle önemlidir. Kas güçlendirici egzersiz yapan 90-100 yaşındaki huzurevi sakinlerinin bile yaşam kalitelerinde belirgin iyileşme saptanmıştır.</p>
<p>	Cosmoturk</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikportali.net/genc-kalmanizi-saglayacak-aktiviteler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meyve McDonald&#8217;s&#039;ı sağlıklı yapacak mı?</title>
		<link>http://www.saglikportali.net/meyve-mcdonaldsi-saglikli-yapacak-mi.html</link>
		<comments>http://www.saglikportali.net/meyve-mcdonaldsi-saglikli-yapacak-mi.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 May 2012 05:01:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme Diyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikportali.net/?p=614</guid>
		<description><![CDATA[McDonald’s, çocuk sağlığı savunucusu grupların baskısı ile çocuklar için servis ettiği Happy Meals menüsünün içeriğini değiştiriyor. McDonald’s, ünlü Happy Meals menüsüne sebze ya da meyve eklemeyi ve patates kızartmasının porsiyonunu küçültmeyi planlıyor. Yeni menülerde eski menülere göre yarı yarıya daha az miktarda patates kızartması yer alacak. Bunun yanında sağlık tabağında mevsime ve iklim bölgesine bağlı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-753" src="http://www.saglikportali.net/wp-content/uploads/meyve-mcdonalds-salkl-yapacak-m.jpg" alt="" width="300" height="250" /> McDonald’s, çocuk sağlığı savunucusu grupların baskısı ile çocuklar için servis ettiği Happy Meals menüsünün içeriğini değiştiriyor. 
<p style="text-align: justify">	McDonald’s, ünlü Happy Meals menüsüne sebze ya da meyve eklemeyi ve patates kızartmasının porsiyonunu küçültmeyi planlıyor. Yeni menülerde eski menülere göre yarı yarıya daha az miktarda patates kızartması yer alacak. Bunun yanında sağlık tabağında mevsime ve iklim bölgesine bağlı olarak elma, havuç, ananas ve portakal dilimleri olacak. Böylece yeni menüler, ortalama yüzde 20 daha az kalori ile servis edilecek. </p>
<p>	LA Times&#8217;ın haberine göre, Eylül&#8217;de McDonald’s ürünleri satan marketlerde başlayacak olan menü içeriğinin değişimi 2012 Nisan’ı ile ABD’deki 14 bin McDonald’s restoranında devam edecek. </p>
<p>	Ünlü fast food zinciri, ilk olarak çocuk menüsündeki patates kızartmalarını menüden tamamen çıkarttıklarını ancak çocukların ve ebeveynlerinin bu duruma isyan ettiğini belirtti.</p>
<p style="text-align: justify">	<strong>&#8216;PATATES KIZARTMASIZ MENÜ HAYAL KIRIKLIĞI&#8217;</strong></p>
<p style="text-align: justify">	ABD McDonald’s genel müdürü Jan Fields, McDonald’s’a gelen insanların kendi tercihlerini yapmak istediğini ve çocuk menüsünde patates kızartması olmasının onları isteği olduğunu, patates kızartmasız menünün müşterileri için büyük hayal kırıklığı olduğunu belirtti. </p>
<p>	Dünyanın en büyük restoran zincirlerinden McDonald’s çocuklara sunduğu yiyecekler ve onları pazarlama biçimiyle ilgili yoğun denetim altında tutuluyor. Değerlendirmeler, ülkedeki çocuklar arasındaki obezite oranı göz önünde bulundurularak çocuk menülerinde yer alan oyuncaklara dikkat çekiyor. </p>
<p>	Geçtiğimiz yıl San Francisco ve Santa Clara’da, çocuk menülerindeki oyuncaklar, beslenme ile ilgili kriterlere uymadığı gerekçesiyle kaldırılmıştı. Benzer yönetmelik New York’ta da uygunlanmaya başladı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikportali.net/meyve-mcdonaldsi-saglikli-yapacak-mi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bayramı hastanede geçirmeyin</title>
		<link>http://www.saglikportali.net/bayrami-hastanede-gecirmeyin.html</link>
		<comments>http://www.saglikportali.net/bayrami-hastanede-gecirmeyin.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 May 2012 01:01:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikportali.net/?p=3930</guid>
		<description><![CDATA[Özel Medical Park Bursa Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Muhammet Kandaz, aşırı et tüketiminin kalp ve damar hastalıklarını tetiklediğine dikkat çekti. Kurban bayramı öncesi bir açıklama yapan Dr. Muhammet Kandaz, kalp hastalıkları açısından yüksek risk altında olan ya da kalp hastalığı teşhisi konulmuş kişilerin bayramda beslenme düzenine önem vermeleri gerektiğini belirterek, &#8220;Bayramı hastanede geçirmeyin&#8221; diye uyardı. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-753" src="http://www.saglikportali.net/wp-content/uploads/bayram-hastanede-geirmeyin.jpg" alt="" width="300" height="250" /> Özel Medical Park Bursa Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Muhammet Kandaz, aşırı et tüketiminin kalp ve damar hastalıklarını tetiklediğine dikkat çekti.
<p style="text-align: justify">	Kurban bayramı öncesi bir açıklama yapan Dr. Muhammet Kandaz, kalp hastalıkları açısından yüksek risk altında olan ya da kalp hastalığı teşhisi konulmuş kişilerin bayramda beslenme düzenine önem vermeleri gerektiğini belirterek, &#8220;Bayramı hastanede geçirmeyin&#8221; diye uyardı.</p>
<p style="text-align: justify">	Kandaz, bayramda et tüketiminin arttığını, sağlık kuruluşlarına çok sayıda müracaat olduğunu belirterek, &#8220;Kalp-damar, diyabet ve yüksek tansiyon hastalar bayramda yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli, aşırı et tüketmemelidir. Kurban bayramındaki aşırı et tüketimi ile bu hastaların yaşadıkları sağlık problemleri had safhaya ulaşabilmektedir. Kolesterol içeriği yüksek et ve et ürünleri kan yağlarını doğrudan yükselterek kalp hastalarını olumsuz yönde etkileyebilir&#8221; dedi.</p>
<p style="text-align: justify">	Kırmızı etin, kolesterolün baş sebebi olduğunu ifade eden Dr. Kandaz, &#8220;Kurban bayramında et tüketimi arttığı için kalp ve tansiyon rahatsızlıkları sebebiyle sağlık kuruluşlarına yapılan müracaatlarda büyük artış görülmektedir. Yağlı etlerin doymuş yağ ve kolesterol içeriği daha yüksek olduğu için kalp-damar, diyabet ve yüksek tansiyon hastaları, kurban bayramında yağsız veya az yağlı etleri tercih etmeli, aşırı et tüketmemelidir. Bu kişiler, doktorları tarafından kendilerine önerilen diyetlerini bozmamalıdır&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikportali.net/bayrami-hastanede-gecirmeyin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>4 yaşında ölen Pusat&#8217;ın doktoru kendini savundu</title>
		<link>http://www.saglikportali.net/4-yasinda-olen-pusatin-doktoru-kendini-savundu.html</link>
		<comments>http://www.saglikportali.net/4-yasinda-olen-pusatin-doktoru-kendini-savundu.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 21:00:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikportali.net/?p=4130</guid>
		<description><![CDATA[Bursa&#8217;da ameliyat sırasında fazla narkozdan öldüğü iddia edilen 4 yaşındaki Pusat Kaya&#8217;nın doktoru kendini savundu. Kulakları doğuştan kafasına yapışık olan Pusat&#8217;ın ameliyatını yapan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Profesör Doktor Ramazan Kahveci, yaşananları anlattı. Bıçak parası almadığını ileri süren Kahveci, hastanın 2 yıl önce özel muayenehanesine geldiğini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-753" src="http://www.saglikportali.net/wp-content/uploads/4-yanda-len-pusatn-doktoru-kendini-savundu.jpg" alt="" width="300" height="250" /> Bursa&#8217;da ameliyat sırasında fazla narkozdan öldüğü iddia edilen 4 yaşındaki Pusat Kaya&#8217;nın doktoru kendini savundu.
<p style="text-align: justify">	Kulakları doğuştan kafasına yapışık olan Pusat&#8217;ın ameliyatını yapan Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Profesör Doktor Ramazan Kahveci, yaşananları anlattı. Bıçak parası almadığını ileri süren Kahveci, hastanın 2 yıl önce özel muayenehanesine geldiğini hatırlattı. Şubat ayında Tıp Fakültesi&#8217;nde mesai dışı özel ameliyat yapılmasının yasaklanması nedeniyle hastayı özel hastaneye yönlendirdiğini vurgulayan Kahveci, yaşananları şöyle aktardı: &#8220;Hastayı saat 17.30 sıralarında ameliyata aldım. Operasyon 2 saat sürdü. Ameliyat sonrası çocuğun solunumu normale dönmeye başladı. Ben de eldivenlerimi çıkararak ameliyat notunu yazmaya başladım. Anestezi uzmanı hastanın başındaydı. Bu sırada çocuğun durumunun kötüleştiğini söyledi. Anestezi uzmanı yaklaşık 45 dakika çocukla uğraştı. Düzelmeyince onunla konuşarak Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve yoğun bakımından bir yatak ayarladım. Ailesine de ameliyat bittiği için çocuğun solunumunun iyi olmadığını ve Tıp Fakültesi&#8217;ne sevk edileceğini söyledim. Gelen 112 ambulansıyla çocuk hasta, anestezi doktoru ve yardımcı sağlık personeliyle yola çıktı. Ben de arabamla peşlerinden gittim.&#8221; </p>
<p>	Ambulansın izini kaybedip Fakülte kavşağına gittiğini sonra babanın telefonu ile Dörtçelik Hastanesi&#8217;ne döndüğünü belirten Kahveci, şöyle devam etti: &#8220;Hastanenin aciline girdiğimde aileye çocuklarının öldüğü bildirilmiş. Beni karşılarında görünce saldırdılar. Beni güvenlik görevlileri kalabalığın elinden kurtarıp laboratuvara aldı. Polis kalabalığı biber gazıyla dağıttı. Beni arka kapıdan ambulansa bindirip Tıp Fakültesi&#8217;ne sevk ettiler. Yapılan tetkiklerde parmağımda, burun ve kaburga kemiğimde kırıklar tespit edildi. Vücudumda bol miktarda darp izi de mevcut. Bir ay rapor verdi. Benim o hastaneye gitme sebebim tıbbi bir müdahale için değil, tamamen vicdani olarak, insani duygularlaydı.&#8221; </p>
<p>	Bıçak parası almadığını savunan Kahveci, &#8220;İstenen bu para, hastanın özel hastanede yapılan ameliyat ücretidir. Benim hastadan bir kuruş para almam ya da tahsil etmem söz konusu değildir. Şikayetçiyim. Yasal süreç başlamıştır. Adalet yerini bulacaktır.&#8221; diye konuştu. </p>
<p>	<strong>BAKANLIK SORUŞTURMA BAŞLATTI </p>
<p>	</strong>Bu arada, Sağlık Bakanlığı da iddialar üzerine soruşturma başlattı. Bakanlıktan yapılan açıklamada, Pusat ile ilgili haberlerin yakından takip edildiği ve müfettiş gönderilerek soruşturma başlatıldığı vurgulandı. Açıklamada, ihmali ya da kusuru olanlar hakkında yasal işlem yapılacağı belirtildi.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikportali.net/4-yasinda-olen-pusatin-doktoru-kendini-savundu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Diş röntgenindeki büyük tehlike!</title>
		<link>http://www.saglikportali.net/dis-rontgenindeki-buyuk-tehlike.html</link>
		<comments>http://www.saglikportali.net/dis-rontgenindeki-buyuk-tehlike.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 16:58:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız ve Diş Sağlığı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikportali.net/?p=2548</guid>
		<description><![CDATA[18 yaş altındakilere çektirilemez. Diş hekimleri ve teknisyenler kanser riski altında! Aktolun, özellikle küçük boy diş filmi makinelerinin,.. Tiroidoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Cumali Aktolun, İngiltere&#8217;de yapılan bir araştırmanın, diş röntgenlerinin yaydığı radyasyonun tiroid kanserinde rol oynayabileceğini ortaya çıkardığını bildirdi. Aktolun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, diş ve çene hastalıklarının teşhisinde ve uygulanan tedavinin takibi için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-753" src="http://www.saglikportali.net/wp-content/uploads/di-rntgenindeki-byk-tehlike.jpg" alt="" width="300" height="250" /> 18 yaş altındakilere çektirilemez. Diş hekimleri ve teknisyenler kanser riski altında! Aktolun, özellikle küçük boy diş filmi makinelerinin,..
<p>	Tiroidoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Cumali Aktolun, İngiltere&#8217;de yapılan bir araştırmanın, diş röntgenlerinin yaydığı radyasyonun tiroid kanserinde rol oynayabileceğini ortaya çıkardığını bildirdi.</p>
<p>	Aktolun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, diş ve çene hastalıklarının teşhisinde ve uygulanan tedavinin takibi için diş röntgeninin yaygın olarak kullanıldığını belirtti.</p>
<p>	Diş röntgeni çekimi için X-ışını radyasyonu yayan makinelerin kullanıldığını ifade eden Aktolun, bu makineden X-ışını çıktığını, diş ve çeneye ulaşırken çevresinde bulunan diğer dokulara da etki ettiğini söyledi. Çeneye en yakın organlardan birinin tiroid olduğunu anlatan Aktolun, bu nedenle diş röntgeni çekiminde tiroid organına, X-ışını adlı radyasyonun ulaştığını ve zarar verdiğini savundu.</p>
<p>	Hem yetişkin hem de çocuklarda diş filminin artık sık olarak kullanılan bir tetkik olduğunu belirten Aktolun, &#8221;Özellikle çocuklara son yıllarda yapılan ortodontik (diş ve çene düzeltme) tedavisinin takibi için her kontrolde, yani neredeyse her ay diş röntgen filmi çekilmektedir. Diş röntgeni, normal küçük boy diş filmi ve panoramik diş filmi olmak üzere iki türdür. Hastalar, küçük diş filmi çekilirken daha az radyasyona maruz kalmaktadır. Ancak, panoramik diş filmi çekilen hastalar çok daha fazla radyasyona maruz kalır&#8221; dedi.</p>
<p>	Diş röntgenlerinden kaynaklanan radyasyonun, başta tiroit olmak üzere diğer organlara verdiği kanser yapıcı zarar konusu üzerinde, uzun yıllardır çalışıldığını anlatan Aktolun, &#8221;Birçok araştırma ve makale yayınlanıyordu. Ancak, İngiltere Brighton and Sussex Tıp Fakültesinde yapılan ve Acta Oncologica isimli kanser dergisinin Ekim sayısında yayınlanan geniş tabanlı karşılaştırmalı bir araştırma, tiroid uzmanlarında oldukça geniş ilgi uyandırdı&#8221; dedi.</p>
<p>	<strong>-&#8221;TIP DOKTORLARI ÇOCUKLARA RÖNTGEN ÇEKTİRMEZ&#8221;-</strong><br />	Amerikan Tiroid Birliğinin, bu yeni araştırmanın sonuçlarını ve tam metnini kendi yayınlarında kaynak olarak göstererek konuya olan ilgiyi, taze ve diri tutmaya çalıştığını ifade eden Aktolun, şu bilgileri verdi:</p>
<p>	&#8221;Bu konuda en önemli husus şudur: Normalde, çok önemli bir gerekçe olmadıkça, tıp doktorları, çocuklara (18 yaş altı) röntgen filmi çektirmez. Bunun nedeni, çocukluk çağında bütün hücrelerin radyasyona çok duyarlı ve hassas olmasıdır. Bu hücreler sık sık ve yüksek miktarda radyasyona maruz kalırsa kanser görülme olasılığı artar. İşte bu nedenle, çok zorunlu kalmadıkça 18 yaş altı çocuklara radyasyon veren filmler çektirilmez, bunun yerine MR veya ultrasonografi tercih edilir.</p>
<p>	Halbuki diş hekimleri, çocuk hastalara çok sıklıkla diş filmi çektirebilmektedir. Burada diş hekimlerini rahatlatan husus, diş filmlerinde kullanılan radyasyonun miktarının çok düşük olmasıdır. Ancak, düşük de olsa radyasyonun etkileri birikmektedir. Üstelik, son yıllarda daha da sık kullanılan panoramik röntgen tetkikinde, çocuklara ciddi miktarda radyasyon verilmektedir. Bu radyasyondan en çok da tiroid etkilenebilmektedir. İngiltere&#8217;de yapılan araştırma, diş röntgenlerinin yaydığı radyasyonun tiroid kanserinde rol oynayabileceğini ortaya çıkarmıştır. Toplam 313 tiroid kanseri hastasının geçmişi incelenerek yapılan ve aynı zamanda aynı sayıda aynı yaş ve cinsiyette karşılaştırmalı bir hasta grubu da kullanan bu meta analiz çalışmasında tiroid kanseri riskinin, geçmiş yıllarda diş röntgeni çektirmiş hastalarda ortalama 2 kat arttığı belirlendi.&#8221;</p>
<p>	<strong>-&#8221;DİŞ HEKİMLERİ VE TEKNİSYENLERİ DE RİSK ALTINDA&#8221;-</strong><br />	Diş hekimlerinde ve diş teknisyenlerinde tiroid kanserinin daha sık görüldüğünü belirten Aktolun, her diş hekiminin, küçük boy diş röntgeni çekimi yaptığını, bu nedenle bu çekimi yapan diş hekimleri ve diş teknisyenlerinin de radyasyona maruz kaldığını ifade etti.</p>
<p>	Aktolun, özellikle küçük boy diş filmi makinelerinin, direkt çeneye dayanıp çekim yapılırken, aslında X-ışını radyasyonu yaydığını, sonuçta hasta, diş hekimi ve diş teknisyeninin tiroidinin, bu radyasyona maruz kaldığını söyledi.</p>
<p>	Çocuklar, diş röntgeni çekilirken, tiroidinin röntgen ışınından korunması için boğaz bölgesine mutlaka &#8221;Kelebek Kurşun&#8221; takılması gerektiğine dikkati çeken Aktolun, &#8221;Ayrıca, çocuklarda ve yetişkinlerde, çok sık röntgen çekiminden kaçınılmalıdır. Sadece çok gerekli olduğu durumlarda diş röntgeni çekimi yapılmalıdır. Panoramik röntgen tetkikinden daha da kaçınılmalı, çok sınırlı sayıda çocuk hastada kullanılmalıdır. Diş hekimleri ve diş teknisyenleri de kendilerini koruyacak tedbirleri almalı, tiroidin röntgen ışınından korunması için mutlaka boğaz bölgesine özel &#8216;Kelebek Kurşun&#8217; takmalıdır&#8221; diye konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikportali.net/dis-rontgenindeki-buyuk-tehlike.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hastalardan ne kadar ücret aldı?</title>
		<link>http://www.saglikportali.net/hastalardan-ne-kadar-ucret-aldi.html</link>
		<comments>http://www.saglikportali.net/hastalardan-ne-kadar-ucret-aldi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 12:57:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Haberleri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikportali.net/?p=3533</guid>
		<description><![CDATA[Dünyanın konuştuğu nakil ameliyatlarını gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Özkan&#8217;dan çok özel açıklamalar&#8230; ÇİFT kol ve rahim naklinin ardından, yüz nakliyle yalnızca Türkiye&#8217;de değil, dünya tıp alanında büyük başarı elde eden Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi ve Estetik Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Ömer Özkan, şimdi ise &#8216;ütopik&#8217; bir nakil planladığını, bunun için [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-753" src="http://www.saglikportali.net/wp-content/uploads/hastalardan-ne-kadar-cret-ald.jpg" alt="" width="300" height="250" /> Dünyanın konuştuğu nakil ameliyatlarını gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Özkan&#8217;dan çok özel açıklamalar&#8230;
<p>	ÇİFT kol ve rahim naklinin ardından, yüz nakliyle yalnızca Türkiye&#8217;de değil, dünya tıp alanında büyük başarı elde eden Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi ve Estetik Anabilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Ömer Özkan, şimdi ise &#8216;ütopik&#8217; bir nakil planladığını, bunun için rahim ve yüz nakli yapılan hastaların tamamen iyileşmesini bekleyeceklerini söyledi.</p>
<p>	<strong>&#8220;BENİ ASIL YETİŞTİREN HACETTEPE&#8217;DİR&#8221;<br />	</strong>Ankara&#8217;nın Haymana İlçesi&#8217;nde oturan manifaturacı baba ve ev hanımı annenin 6 çocuğundan biri olan Prof.Dr. Ömer Özkan, bugünlerde yalnızca Türkiye&#8217;nin değil, dünyanın gündeminden düşmüyor.Aynı anda bir hastasına tam yüz nakli, bir başka hastasına da çift kol ve bacak nakli yaparak tıp literatürüne girmeye aday olan Prof.Dr. Ömer Özkan, operasyonların üzerinden 5 gün geçmesine rağmen henüz dinlenmeye fırsat bulamadı. Geç saatlerde geldiği evinde önce kızı 11 aylık Zeynep Lara ile ilgilenen, oyunlar oynayan, uyuduktan sonra da gecenin bir vakti, Hastalarıma bir bakıp, geleyim diyerek ayrılan ve gecesi gündüzüne karışan Prof.Dr. Ömer Özkan, aynı hastanede birlikte görev yaptığı eşi Plastik Cerrahi Uzmanı Doç.Dr. Özlenen Özkan ile birlikte DHA muhabirinin sorularını yanıtladı.Prof.Dr. Özkan, liseyi Ankara Bahçelievler&#8217;deki Cumhuriyet Lisesi&#8217;nde okuduktan sonra Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi&#8217;nde öğrenim gördüğünü, plastik cerrahi alanındaki uzmanlık eğitimini de Hacettepe&#8217;de aldığını anlattı. Ömer Özkan, dünyada mikro cerrahi konusunda en ileri iki ülke olan Japonya ve Tayvan&#8217;da 6&#8242;şar ay kaldığını, Avrupa Plastik Cerrahi Derneği&#8217;nin verdiği bursla da Almanya&#8217;nın Münih kentinde 3 ay çalışma yaptığını kaydetti. Prof.Dr. Özkan, Ancak beni asıl yetiştiren Hacettepe&#8217;dir vurgusunu yaptı.</p>
<p>	<strong>TÜM UZUVLAR NAKLEDİLEBİLİR </strong><br />	Son yıllardaki organ nakilleriyle özel yaşamına, hobilerine ve çok sevdiği futbola ve film izlemeye pek fırsat bulamadığından yakınan Prof.Dr. Özkan, ailece tatil yapmaya da fırsat bulamadığını dile getirdi. Prof.Dr. Özkan, 5 Ocak&#8217;ta çift kol ve rahim nakillerini anlatmak üzere davet aldığı Japonya&#8217;ya gittiğini ve Japon meslektaşlarına deneyimlerini aktardığını kaydetti.</p>
<p>	<strong>&#8216;AKLIMDA YENİ BİR İLK VAR&#8217;</strong><br />	Dünyada ilk kez kadavradan rahim naklini gerçekleştirdiği, şimdi de Türkiye&#8217;de ilk yüz naklini, bu ameliyatla aynı anda çift kol ve bacak nakliyle de yeni bir ilki gerçekleştirdiğinin hatırlatılması ve Aklınızda başka bir ilk var mı sorusu üzerine Prof.Dr. Özkan, Var. Bir şeyler planlıyoruz ama şimdi o konuya girmeyelim. Önce yüz naklini sonuçlandırmamız lazım yanıtını verdi. Tüm uzuvlar nakledilebilir mi sorusuna Evet yanıtı veren Prof.Dr. Özkan, Beyin de mi sorusuna da Tüm uzuvlar karşılığını verdi. Prof. Dr. Özkan, hangi uzvu nakletmeyi planladığına ilişkin soruya ise Hayır, söyleyemem karşılığını verdi. Prof. Dr. Özkan, rahim naklinin 1- 1.5 yıl, yüz naklinin de en az 1 yıl daha vaktini alacağına işaret ederek, Bunların bir tanesinin takibi bile çok yorucudur. Uzun süre şehirden ayrılamıyorsunuz, tatil yapamıyorsunuz. Çok büyük bir yük altındayız. Onları tamamlamamız lazım. Yüz ve rahim ameliyatları yüzünden Antalya&#8217;dan uzun süre ayrılamayacağım dedi. </p>
<p>	<strong>ÜTOPİK BİR NAKİL PLANLANIYOR</strong><br />	Rahim ve yüz naklinin takibi sürerken yeni bir yük almanın gereği olmadığını vurgulayan Prof.Dr. Ömer Özkan, yapmayı planladığı uzuv nakliyle ilgili toplumda yoğun bir beklenti olup olmadığına ilişkin soruya da Var da, siz yok olduğunu düşünün. Aslında bu konuyu konuşmak istemiyorum. Ama bunu planlıyoruz. Şimdi biraz ütopik geliyor olabilir. Ancak 5 sene önce de rahim nakli bize ütopik geliyordu. Yapabilir miyiz diye tartışıyorduk diye konuştu. Ütopik olarak nitelendirdiği yeni çalışmasının ancak rahim nakli yapılan kadının bebeğini kucağına alması, yüz nakli yapılan hastanın da tamamen iyileşmesinden sonra, tahminen 1-1.5 yıl sonra ele alınabileceğini anlatan Prof.Dr. Özkan, yeni çalışmanın bu süreden sonra yapılacağını, şu an aklında olsa bile o çalışmayı yapmayacağını kaydetti. Prof. Dr. Özkan, bu nedenle, çift kol nakli yaptıktan yaklaşık 1 yıl sonra rahim nakli fikrine ısındığını ve adapte olduğunu anlattı. Prof. Dr. Özkan, yüz naklinin de çok önce planlamasına rağmen, rahim naklinin üzerinden 5-6 ay geçmeden gündeme getirmediklerine değindi. Prof. Dr. Özkan, Belli bir süre geçtikten sonra, yüz nakli fikrini ısıttık, &#8216;Artık yapalım, zamanı geldi&#8217; diye düşündük. Rahim nakli operasyonu bizi çok yoruyor. Çift kol naklinin yorgunluğu kalmadı, artık o iş bitti dedi. Prof.Dr. Ömer Özkan, ilk yüz naklinin yapıldığı Fransa&#8217;da 2005 yılından önce, daha hayvanlar üzerinde çalışılırken, yüz nakli yapmanın aklına geldiğini, ancak o dönem bu fikrini olgunlaştıramadığını, yapamadığını belirtti. </p>
<p>	<strong>İKİ KEZ ARAYAN CUMHURBAŞKANIYLA GÖRÜŞEMEDİ</strong><br />	Prof.Dr. Özkan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu&#8217;nun, bazı milletvekillerinin, Anayasa Mahkemesi üyelerinin ve meslektaşlarının kendisini arayarak tebrik ettiklerini, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül&#8217;ün Başdanışmanı aracılığıyla iki kez telefonla aramasına rağmen, kendisine ulaşılamadığını, hastanın başında olduğu için telefonunu sekreterine bıraktığını, bu yüzden de Cumhurbaşkanı ile görüşemediğini söyledi.</p>
<p>	<strong>İŞBİRLİĞİ TEKLİFLERİ</strong><br />	Prof.Dr. Ömer Özkan, tıp çevrelerinden olumsuz tepki alıp almadığı, meslektaşları arasında kıskançlık yapan olup olmadığı sorusunu ise şöyle yanıtladı En ufak olumsuz bir tepki görmedim. İyi tepkiler var. Japonya&#8217;dan Amerika&#8217;ya kadar tebrik edenler var. İşbirliği teklif edenler bile var. Ülke içinden de tebrikler yağıyor. Biz de bundan memnunuz. İşbirliği teklifleri bizim bu konuda çok üstün olduğumuz anlamına gelmiyor. Ama önemli bir işi başarıyorsunuz. Bu işi yapmış olan Amerika&#8217;da da insanlar var, ortak bir çalışma grubuna dahil etmek istiyorlar bizi. Tecrübeleri paylaşmak istiyorlar. Tabii, bizde iki tane, varsayalım Yunanistan&#8217;da bir tane Bulgaristan&#8217;da bir tane yapıldıysa, bu üç merkezin birer tecrübesi yerine, birleşip, 5 vakanın tecrübesini paylaşması çok farklı olur. Bu tür operasyonların sayısının çok az olması nedeniyle, tecrübe birikimi ve paylaşımı yapmak istiyorlar. Özellikle Japonya&#8217;dan bu konuyla ilgili tebrik ve teklifler var. Avrupa&#8217;dan, Amerika&#8217;dan çok sayıda tebrik mesajı aldık. İşbirliği tekliflerine çok sıcak baktığını anlatan Prof.Dr.Özkan, Bu operasyonlarda başarısız olsak bile tecrübemizi aktarmış olacağız. Bizim olumsuz tecrübelerimiz bile gelecekte insanlara ışık açacak bir şey. Böyle bir şey olmasını asla ummuyoruz tabii ki. Olumlu tecrübe olsun, onları paylaşalım isteriz. Ama bundan önceki her basamak, gelecek için bir tecrübe olacak dedi. </p>
<p>	<strong>YÜZ NAKLİ RAHİM NAKLİNDEN PAHALI </strong><br />	Kol naklinin maliyetinin aşağı yukarı çıkarıldığını ve maliyetin 150-200 bin lira civarında göründüğünü, rahim naklinin biraz daha pahalı, yüz naklinin de rahim naklinden daha pahalı olduğunu belirten Özkan, ameliyatların maliyetlerinin henüz çıkarılmadığından söz etti. Bu ameliyatlar para için yapılacak ameliyatlar değil diyen Prof.Dr. Özkan, ameliyatların masraflarının devlet tarafından ödeneceğini, bu konunun mevzuata konulduğunu, ancak henüz ameliyatlarla ilgili bir fiyatlandırma yapılamadığına dikkati çekti. Prof.Dr. Özkan, Çünkü bu ameliyatların örneği yok. Ne gibi masraflar çıkacak, sonunda kaça malolacak henüz bilinmiyor Ama eninde sonunda bir fiyatlandırma çıkacak ve ilgili birimler bunun değerlendirmesini yapacak. Ancak her halükarda bu maliyetin hastanın cebinden çıkmayacağı kesin diye konuştu.</p>
<p>	<strong>AMELİYATLARDAN PARA ALMADIM </strong><br />	Prof.Dr. Özkan, ne rahim naklinden, ne kol naklinden, ne de yüz naklinden para kazanmadığını, bu ameliyatları prestij için yaptığını belirterek, şöyle dedi Bu bir prestij ameliyatı, bu bir sembol ameliyat. Bu artık plastik cerrahide tavan ameliyattır. Bu ülkede, bu kurumda ülkenin plastik cerrahları tarafından bu ameliyatlar yapılıyorsa, burada artık yapılamayacak ameliyat yoktur. Bu ülkenin geldiği düzeyi gösteren ameliyatlardır. Yurt dışında sözü geçtiği zaman, &#8216;Türkiye&#8217;de yüz nakli bile yapılıyor&#8217; denecek olması önemlidir. Bunlar herhangi bir maddi beklentiyle yapılacak ameliyatlar değil. Zaten bunun maddi olarak karşılığının olması söz konusu değil. Bunun karşılığında &#8216;Ben bu kadar kazanıyorum&#8217; demeniz de mümkün değil. Para almamız da doğal değil. Bunlar tamamen kendi kişisel isteğimizle yapılan, içten gelen arzularla yapılan ameliyatlar.</p>
<p>	<strong>KADAVRA ÜZERİNDE ÇALIŞARAK HAZIRLANDIM</strong><br />	Prof.Dr. Özkan, kadavradan rahim naklinin dünyada örneği olmadığını, kol nakliyle ilgili olarak önceden, kopan kolların yerine dikilmesi operasyonlarında tecrübe edindiğini, yüz naklinde ise dünyada tecrübenin çok az olduğunu vurguladı. Dünyada, tam yüz nakli, kısmi yüz nakli, &#8216;tama yakın yüz nakli&#8217; denilen bir kavram olduğunu, bu nakillerin her birinden üçer beşer kez yapıldığını belirten Prof.Dr. Özkan, daha önce yapılan nakil sayısının az olması nedeniyle nakillere hep kadavra üzerinde çalışarak hazırlandığını kaydetti. Yaptığı yüz nakliyle ilgili tıp çevrelerinden olumsuz eleştiriler ya da kıskançlıkla yaklaşanlar olup olmadığına ilişkin soruyu da yanıtlayan Prof.Dr. Özkan, tanınmış plastik cerrahların ve hocaların birçoğunun övgülerini aldığını, olumsuz yaklaşan kimse olmadığını vurguladı. Dünyada yüz nakli yapılan hasta sayısının 15&#8242;ten fazla olduğu, bu konuda bazı tartışmalar yaşandığına işaret eden Prof.Dr. Özkan, bunlardan bir kısmının tam, bir kısmının kısmi yüz nakli olduğunu, tam yüz nakli sayısının 7-8 civarında olduğunu söyledi. Prof.Dr. Özkan, yüz naklinin en çok yapıldığı ülkenin 7-8 nakille Fransa olduğunu, onu 4 nakille ABD&#8217;nin izlediğini, Çin, İspanya ve Belçika&#8217;da da 1&#8242;er yüz nakli yapıldığını, Belçika&#8217;daki yüz naklinin de Antalya&#8217;dakinden 10 gün kadar önce yapıldığını açıkladı.</p>
<p>	<strong>RAHİM NAKLİNİN MEVZUATI HAZIRLANIYOR </strong><br />	Kol naklini özel izinle ve kendi çabalarıyla yaptıklarını hatırlatan Prof.Dr. Özkan, bu operasyonları yapabilmek için bir mevzuata ihtiyaç duyulduğunu, ama yeni yapılması planlanan bir ameliyatın mevzuatının olmasının da beklenemeyeceğini anlattı. Rahim naklinin mevzuata giremediğini, çünkü dünyada bile örneği bulunmadığına dikkati çeken Prof.Dr. Özkan, şu bilgileri verdi Eğer rahim nakli yapmak istiyorsanız ve bizi buna yapabileceğinize inandırırsanız, ikna olursak özel izin veririz dediler. Hakikaten çok çaba gösterdik ve Sağlık Bakanlığı&#8217;nı ikna ettik, onlar da iyi bir çalışma yaptı ve rahim naklinde yine özel izin verdiler. Ama devamlı özel izin olmaz. Mevzuat gerekiyor. Eğer rahim naklinde başarılı olursak, o da mevzuata dahil edilecek. Bu da ancak, rahim naklettiğimiz hastanın çocuk sahibi olmasıyla anlaşılacak. Rahmin adapte olması için 6 aylık bir süre öngörmüştük ama acele etmenin anlamı yok. Verdiğimiz ilaç dozlarını iyice düşürmek istiyoruz. Biz 1 yıl planlıyoruz, çok da geciktirmeden, önceden hazırladığımız embriyoları rahime transfer edeceğiz. Bundan sonraki aşama tüp bebek uzmanlarının başarısı olacak.</p>
<p>	<strong>DÜNYAYA ÖRNEK BİR MEVZUAT </strong><br />	Prof.Dr. Ömer Özkan, Türkiye&#8217;nin organ naklinde dünyaya örnek olabilecek bir mevzuata sahip olduğunu, mevzuatın yasalaştığını belirterek, yasanın her şeyi içerdiğini, artık özel izne gerek kalmadığını, Akdeniz Üniversitesi ile birlikte 4 merkezde operasyon yapılmasına izin verildiğini hatırlattı. Prof. Dr. Özkan, 1 yıldan beri Türkiye&#8217;nin hemen her yerinde toplantılar, seminerler yaparak, organ nakli koordinatörlerini bilgilendirdiklerine de işaret ederek, bunun meyvesini Uşak&#8217;ta, Ahmet Kaya&#8217;nın ölümünde gördüklerini söyledi. Prof.Dr. Özkan, Uşak&#8217;taki organ nakli koordinatörünün Kaya&#8217;nın organlarının bağışlanmasını, bu toplantılardan elde ettiği bilgi sayesinde organize ettiğini anlattı. </p>
<p>	<strong>YÜZLERCE MESAJ GELDİ </strong><br />	Prof. Dr. Özkan, özellikle yüz nakli ameliyatının kamuoyunda çok ilgi uyandırdığını, e-mailine yüzlerce mesaj geldiğini, ama yoğunluğundan dolayı bu mesajları okuyamadığını kaydetti. Türkiye&#8217;de özellikle kol nakli bekleyen binlerce hasta olduğuna işaret eden Prof.Dr. Özkan, trafik kazaları, elektrik çarpması ve terörle mücadelede kolunu kaybeden binlerce hastanın yanı sıra, rahim nakli bekleyen de binlerce hasta bulunduğunu, bu hastaların diğer merkezlerde de nakillere başlanmasını beklediklerini, ancak bunun için yeterince bağış olması gerektiğine dikkati çekti. Biz bir ilki başlattık. Taşı elimizin altına koyduk diyen Prof.Dr. Özkan, izin verilen diğer merkezlerin de çalışmalara başlayacağını kaydetti. </p>
<p>	<strong>ORGAN BAĞIŞI KARTI YETERLİ DEĞİL </strong><br />	Rahim ve yüz naklini eşi Yrd.Doç.Dr. Özlenen Özkan&#8217;ın da içerisinde olduğu bir ekiple gerçekleştiren Prof.Dr. Ömer Özkan, eşiyle birlikte organlarını bağışladıklarını hatırlatarak, vatandaşları organ bağışına çağırdı. Prof.Dr. Özkan, bağış yapıldıktan sonra düzenlenen kartın aslında önemi olmadığını, organlarını bağışlayanların yakınlarının, buna izin vermemesi halinde bağışçının yanındaki kartın hükümsüz olduğuna işaret etti. Prof.Dr. Özkan, bu nedenle, organlarını bağışlayanların resmi işlemlerin yanı sıra, ailesine, akrabalarına organlarını bağışladığını söylemelerini, öldüğünde organlarının alınması konusunda sorun çıkarmamalarını söylemelerinin önemli olduğunun altını çizdi. </p>
<p>	<strong>FUTBOLDA DA ÇOK HIRSLI </strong><br />	Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Plastik Cerrahi ve Rekonstrüktif Anabilim Dalı Başkanı Yrd.Doç.Dr. Özlenen Özkan ise eşinin akademik çalışmalarında olduğu gibi severek oynadığı futbolda da çok hırslı olduğunu, hastaneden arkadaşlarıyla halı sahada futbol oynarken de hırsını ortaya koyduğuna işaret etti. Eşinin sözleri üzerine Prof.Dr. Ömer Özkan, küçüklüğünden beri futbol oynamayı çok sevdiğine değinerek, Mahalle aralarında kalabalık arkadaş grubuyla futbol oynardık. Birkaç yıl önceye gelinceye kadar da hastanedeki arkadaşlarımızla akşamları halı saha maçı yapardık. Son 1-2 yıldır bazı durumlardan dolayı (ama bunun şike olayıyla ilgisi yok) futboldan bayağı soğudum. Futboldan uzaklaşmaya çalışıyorum diye konuştu. Eşinin futboldan soğumasının gayet normal olduğunu söyleyen Yrd.Doç.Dr. Özlenen Özkan, Son yıllarda Türkiye&#8217;de futbol oynanıyor mu Bence oynanmıyor. Bakın İspanya Ligi&#8217;ne. İzlediğinizde oynanan futbol sizi doyuruyor. Ben de seviyorum futbolu. Ama Türkiye&#8217;de futbol çok kötü diyerek, futbol bilgisini ortaya koydu. Prof.Dr. Ömer Özkan ise futboldan soğumasını, Futbolda kaliteden çok magazine düştü olaylar da ondan. Adamların magazinini beslemesi için mi futbol seyredeceğiz biz İnşallah Türk futbolu eski kalitesine ulaşır da zevkle izleriz yorumunu yaptı.</p>
<p>	 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikportali.net/hastalardan-ne-kadar-ucret-aldi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kilonuzu koruyun paranız cebinizde kalsın</title>
		<link>http://www.saglikportali.net/kilonuzu-koruyun-paraniz-cebinizde-kalsin.html</link>
		<comments>http://www.saglikportali.net/kilonuzu-koruyun-paraniz-cebinizde-kalsin.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 08:56:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Beslenme Diyet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikportali.net/?p=930</guid>
		<description><![CDATA[Şişmanlığın, sağlık, ev bütçesi ve dünya ekonomisi üzerinde olumsuz etkisi var. Kişi sağlıksız besinlere daha çok para harcıyor. Hatalı beslenmeden dolayı ilaç, diyet ve tıbbi tedavilere yöneliyor. Bu durumda hem kişinin hem devletin bütçesi zarar görüyor Son 20 yıl içerisinde şişmanlık hem çocuklarda hem de erişkinlerde eşzamanlı olarak tüm dünyada arttığını görüyoruz. Şişmanlığın ciddi, geniş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-753" src="http://www.saglikportali.net/wp-content/uploads/kilonuzu-koruyun-paranz-cebinizde-kalsn.jpg" alt="" width="300" height="250" /> Şişmanlığın, sağlık, ev bütçesi ve dünya ekonomisi üzerinde olumsuz etkisi var. Kişi sağlıksız besinlere daha çok para harcıyor.
<p>	Hatalı beslenmeden dolayı ilaç, diyet ve tıbbi tedavilere yöneliyor. Bu durumda hem kişinin hem devletin bütçesi zarar görüyor</p>
<p>	Son 20 yıl içerisinde şişmanlık hem çocuklarda hem de erişkinlerde eşzamanlı olarak tüm dünyada arttığını görüyoruz. Şişmanlığın ciddi, geniş kitleleri kapsayan, küresel, topluma dayalı halk sağlığı yaklaşımlarını gerektiren önemli bir sorun olduğunu unutmamalıyız. Dünya Sağlık Örgütü eğer toplumlarda şişmanlığın önlenmesi açısından önlem alınmaz ise 2010’da nüfusun yüzde 20’sinin yaklaşık 150 milyon kişi, çocuk ve ergenlik dönemindeki gençlerde ise yüzde 10’u yani yaklaşık 15 milyonunun şişman olduğu belirtiliyor. Şişmanlığın ekonomik boyutunu 2 şekilde düşünmek gerek. Biri bireyin yiyeceği ayırdığı bütçe diğeri şişmanlığın tedavisi için harcanan tedavi, ilaç, diyet ürün kullanımının yıllık maliyettir.</p>
<p>	<strong>TEDAVİ BÜTÇENİN YÜZDE 6’SINI ALIYOR</p>
<p>	</strong>Çünkü şişmanlığın oluşmasında temel ölçütlerden biri enerji yoğunluğu yüksek, yağlı ve şekerlendirilmiş yiyecek ve içeceklerin yenilmesi ile günde bireyin harcaması gereken kaloriden daha fazla kalori alarak neden olmasıdır. Besin sektörü sağlığı korumak yerine insanların zaafları olan tuzlu, kalorili, yağlı ve sağlıksız yiyecek ve içecek tüketmeye devam ediyor. Bazı önemli istatistikler yiyecek ve içecek sektöründe yapılan besinleri tüketirken nasıl bir kilo artışına neden olduğunu açıkça göstermektedir. Araştırmaya göre günde 500 ml. kadar şekerli herhangi içecek tüketen birinin 2 ayda ortalama sadece bu içecek tüketimine bağlı olarak 1.1 kg alıyor. AB, raporlarına göre yıllık harcamaların yüzde 6’sı şişmanlığın tedavisine harcanıyor.</p>
<p>	<strong>YÜRÜYÜŞ YAPMAK BEDAVA</p>
<p>	</strong>Ülkemizde 2004’te besin veya diyet takviyesi adı altında başlanan bu sektör yaklaşık 15 milyon dolar iken 2006’da 100 milyon doları aştı.Oysa şişmanlıktan korunmanın sıfır maliyetli, bol kazançlı metotları da var. Mesela sadece yürüyüş yapmak sağlık harcamalarında 500 dolarlık yıllık azalmaya neden olmaktadır.</p>
<p>	<strong>ZAYIFLAMAK İÇİN EKONOMİK İPUÇLARI</p>
<p>	</strong>• Her gün en az 45 dakika orta tempolu yürüyüş yapın veya haftada 3 kere 30 dakika yüzün.</p>
<p>	• Düşünerek yemek yemeğe özen gösterin. Yemeğe oturmadan önce gün içerisinde neler yediğinizi düşünün ve besinlerinizi çeşitlendirin. Az yemeğe gayret edin.</p>
<p>	• Market alışverişlerinizde ihtiyacınız olan besinlerin listesini tutarak haftalık alın.</p>
<p>	• Evinizde yemek hazırlarken yenecek kadar günlük yemek pişirin.</p>
<p>	• Stresi kontrol altına almak için bir hobi edinin ve stresinizi yemek ile gidermeyin.</p>
<p>	• Günde 3 ana öğün ve en az 1 ara öğün olacak şekilde toplam 4 öğünde yemek yemeği planlayın.</p>
<p>	• Alkol almamaya özen gösterin.</p>
<p>	• Normal kilo aralığında olmaya özen gösterin.</p>
<p>	• Gereksiz yere diyet ürün, vitamin-mineral ve diyet destekleyicisi almayın.</p>
<p>	• Her ay bel ve basen çevresi ölçün.</p>
<p>	Selahattin Dönmez<br />	Star Gazete</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikportali.net/kilonuzu-koruyun-paraniz-cebinizde-kalsin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nane çayı sindirim sorunlarının giderilmesinde ve migren&#8217;in hafifletilmesinde yararlı</title>
		<link>http://www.saglikportali.net/nane-cayi-sindirim-sorunlarinin-giderilmesinde-ve-migrenin-hafifletilmesinde-yararli.html</link>
		<comments>http://www.saglikportali.net/nane-cayi-sindirim-sorunlarinin-giderilmesinde-ve-migrenin-hafifletilmesinde-yararli.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 04:51:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şifalı Bitkiler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikportali.net/?p=2225</guid>
		<description><![CDATA[Tıbbi nane çayı hazımsızlık, mide krampları ve gaz şikayetlerinin giderilmesinde yararlıdır. Ancak reflü şikayeti olanların nane çayı içmesi önerilmez&#8230; Tıbbi nane çayı hazımsızlık, mide krampları ve gaz şikayetlerinin giderilmesinde yararlıdır. Ancak reflü şikayeti olanların nane çayı içmesi önerilmez. Safra söktürücü özelliğine bağlı olarak yağlı gıdaların sindirimine yardımcı olur. Tıbbi nane yağı haricen uygulandığında artrit ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-753" src="http://www.saglikportali.net/wp-content/uploads/nane-ay-sindirim-sorunlarnn-giderilmesinde-ve-migrenin-hafifletilmesinde-yararl.jpg" alt="" width="300" height="250" /> Tıbbi nane çayı hazımsızlık, mide krampları ve gaz şikayetlerinin giderilmesinde yararlıdır. Ancak reflü şikayeti olanların nane çayı içmesi önerilmez&#8230;
<p>	Tıbbi nane çayı hazımsızlık, mide krampları ve gaz şikayetlerinin giderilmesinde yararlıdır. Ancak reflü şikayeti olanların nane çayı içmesi önerilmez. Safra söktürücü özelliğine bağlı olarak yağlı gıdaların sindirimine yardımcı olur. Tıbbi nane yağı haricen uygulandığında artrit ve kas ağrılarının yanı sıra migren şikayetlerini de azaltıyor. Yeditepe Üniversitesi Eczacılık Fakültesi Farmakognozi ve Fitoterapi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Erdem Yeşilada, nane çayı, rezene ve papatya çayından biraz daha farklı bir konumda olduğunu öncelikle yemeklerimizde kullandığımız nane ile (su nanesi, Mentha aquatica) ile şifa özelliği olan nane (tıbbi nane, Mentha piperita) ya da diğer nane türleri (Antep nanesi, kır nanesi, it nanesi, yarpuz vb.) arasında gerek lezzet ve gerekse etki bakımından önemli farklılıklar söz konusu olduğunu belirtiliyor. Dolayısıyla kullanılan nane türü hedeflenen amaca göre büyük önem taşıyor.</p>
<p>	Bilimsel kaynaklarda yer alan tedavi önerileri, aksi belirtilmedikçe, tıbbi nane olarak düşünülmelidir. Bu bakımdan nane çayından istenilen yararı sağlamak için kullandığınız nanenin kaynağı önemlidir.</p>
<p>	Tıbbi nanenin bilinen yararları büyük ölçüde uçucu yağının içerisinde bulunan mentol ve türevlerine bağlıdır. Bu bakımdan nane çayı hazırlanırken uçucu bileşenlerinin uçarak kaybolmasına yol açabilecek aşırı sıcak su ilavesi ya da çay suyunu kaynatmaktan kaçınmak gerekir. Tıbbi nane çayı hazımsızlık, mide krampları ve gaz şikayetlerinin giderilmesinde yararlıdır. Gaz şikayetlerini giderici etkisi midenin üst tarafında yemek borusundaki kasları gevşeterek midedeki gazın çıkmasını sağlamasına bağlı olduğu düşünülmektedir. Bu bakımdan özellikle reflü şikayeti olanların tıbbi nane çayı kullanması önerilmez.</p>
<p>	Tıbbi nanenin spazm giderici etkili bileşeni de yine uçucu yağı içerisindeki mentoldür. Mentolün kalsiyum kanal antagonisti etkisine bağlı olarak düz kas hücrelerinin kasılmasını azalttığı ileri sürülüyor. Mentolün gaz söktürücü ve spazm giderici özelliklerinin yanı sıra ödem giderici etkisi nedeniyle divertikülit şikayetlerinde yararlı olabileceği bildiriliyor.</p>
<p>	Tıbbi nanenin yine safra artırıcı özelliği bulunuyor. Dolayısıyla yağlı besinlerin sindirimini de kolaylaştırıyor. Safra işlevleri üzerinde etkisi nedeniyle safra kesesi şikayetlerinin giderilmesinde, bazı durumlarda safra taşlarının eritilmesini sağladığı bildiriliyor. Ancak safra taşı olanların taşın kanalı tıkaması riskine karşı dikkatli olması öneriliyor.</p>
<p>	<strong>Migren Ağrılarını Azaltıyor <br />	</strong>Tıbbi nane yağının temel bileşeni olan mentol nedeniyle etkisi nane yaprağı çayından daha farklıdır. Nane yağının bağırsak düz kaslarının kasılmasını hafifletmesi nedeniyle irite bağırsak sendromu’nda (IBS) yararlı etkili olabildiği bildiriliyor. Ancak bu şekilde etkili olabilmesi için nane yağının bağırsaklarda çözünen özel kapsüller halinde verilmesi gerekiyor.</p>
<p>	Nane yağı taşıyan kremlerin haricen ağrıyan yere sürülmesi artrit ve diğer kas ve kemik rahatsızlıklarında ağrının hafifletilmesi için yararlı oluyor. Burada hem ağrı uyarısını hafifleterek ve hem de lokal olarak kan akımının hızlanması suretiyle ağrı hissinin dağılmasını sağlıyor. Nane yağının koklanması bilhassa migren tipi ağrıların ve tansiyona bağlı baş ağrılarının hafifletilmesinde de etkili olarak ağrı kesici ilaç gereksinimi azaltabiliyor. <br />	 </p>
<p>	Prof. Dr. Erdem Yeşilada, bu tip ağrılarda koklamanın yanı sıra alın ve şakakların nane yağı ile ovulması da daha iyi bir etki sağlayabildiğini özellikle nane yağı koklanması suretiyle ameliyat sonrası bulantıların hafifletilebildiği, bu hastalarda kullanılan kusmayı önleyici ilaçların miktarında azalma sağlanabildiğini, nane yağının fazla miktarda ve çok sık kullanılması özellikle hassas cilt yapısına sahip kişilerde cilt ve mukoza üzerinde tahrişe yol açabildiğini bu yüzden doğru kullanımın önemine dikat çekiyor.<br />	 </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikportali.net/nane-cayi-sindirim-sorunlarinin-giderilmesinde-ve-migrenin-hafifletilmesinde-yararli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uygun düzeyde yapılmayan egzersiz bağışıklığı düşürüyor</title>
		<link>http://www.saglikportali.net/uygun-duzeyde-yapilmayan-egzersiz-bagisikligi-dusuruyor.html</link>
		<comments>http://www.saglikportali.net/uygun-duzeyde-yapilmayan-egzersiz-bagisikligi-dusuruyor.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 May 2012 00:48:34 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık Bilgileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.saglikportali.net/?p=2797</guid>
		<description><![CDATA[Sağlıklı yaşamın bir parçası olan egzersizin uygun şiddette yapılmadığı takdirde faydadan çok zarar verdiği ortaya çıktı. Sağlıklı yaşamın bir parçası olan egzersizin uygun şiddette yapılmadığı takdirde faydadan çok zarar verdiği ortaya çıktı. Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Canan Dinçer Albayrak&#8217;ın amatör sporcular üzerinde yaptığı çalışmada, yüksek tempodaki [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignright size-full wp-image-753" src="http://www.saglikportali.net/wp-content/uploads/uygun-dzeyde-yaplmayan-egzersiz-bakl-dryor.jpg" alt="" width="300" height="250" /> Sağlıklı yaşamın bir parçası olan egzersizin uygun şiddette yapılmadığı takdirde faydadan çok zarar verdiği ortaya çıktı.
<p>	Sağlıklı yaşamın bir parçası olan egzersizin uygun şiddette yapılmadığı takdirde faydadan çok zarar verdiği ortaya çıktı. Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Canan Dinçer Albayrak&#8217;ın amatör sporcular üzerinde yaptığı çalışmada, yüksek tempodaki antrenmanın bağışıklık sistemini negatif etkilediği belirlendi.</p>
<p>	Uzmanlar orta şiddetteki egzersizin ise bağışıklık sistemini güçlendirdiğini ve kansere karşı koruyucu etkisi olduğunu belirtti.</p>
<p>	Yüksek tempoda yapılan sporun bağışıklık sistemine olumsuz etkisinin olduğu tespit edilen araştırmada futbolculardan antrenman öncesi ve sonrasında iki farklı kan örneği alındı. Kan örneklerinin laboratuvar ortamında incelenmesi sonucu yüksek şiddetteki antrenmanın sporcunun bağışıklığını düşürdüğü belirlendi.</p>
<p>	Egzersizde tempo arttıkça hipofiz bezinin salgıladığı adrenokortikotropik hormonunun (ACTH) salınımının arttığı, buna bağlı olarak da böbrek üstü bezinden kortizol salınımının yükseldiği ve kortizolun etkisiyle de kandaki bağışıklık sistemi hücrelerinin azaldığı tespit edildi. Bunun da bağışıklık sistemini negatif etkilediği belirtildi.</p>
<p>	<strong>&#8220;KANSERE KARŞI KORUYOR&#8221;</p>
<p>	</strong>Yaptıkları çalışmada &#8216;egzersizde hormonların etkilenimi ve hormonların bağışıklık sistemi üzerine etkisini&#8217; araştırdıklarını söyleyen Yrd. Doç. Dr. Canan Dinçer Albayrak, yoğun antrenman yapan sporcuların bağışıklığının azaldığının ortaya çıktığını ifade etti. Yoğun antrenman yaptıkları dönemlerde sporcularda özellikle üst solunum yolu enfeksiyonunun çok sık görüldüğünü kaydeden Albayrak, &#8220;Yüksek tempodaki egzersizin negatif etkisinin aksine orta şiddetteki egzersiz bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Bu üst solunum yolu enfeksiyonu gibi hastalıklara karşı korunmada etkili oluyor. Orta şiddetli aerobik egzersizler bağışıklık sistemi hücrelerinden olan doğal öldürücü hücreleri aktive ediyor. Doğal öldürücü hücrelerin sayısı arttığı için kansere karşı koruyucu oluyor. Orta şiddetteki egzersiz göğüs ve kolon kanseri riskini azaltıyor.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>	<strong>&#8220;EGZERSİZİN TEMPOSU KİŞİYE ÖZEL OLARAK BELİRLENMELİ&#8221;</p>
<p>	</strong>Sağlıklı yaşam ve performans sporu için yapılan egzersizlerin birbirinden farklı olduğunu anlatan Albayrak, sağlıklı yaşam için şiddeti çok yüksek olmayan, kişiye özel olarak belirlenmiş egzersizin yapılması gerektiğini dile getiriyor. Kişinin yaşına, kilosuna ve sağlık durumuna göre egzersizi hangi nabızda yapacağının hekim ve spor uzmanınca belirlenmesinin sağlık açısından önemli olduğunu vurgulayan Albayrak, şunları belirtti: &#8220;Egzersizin temposu kişiye özel olarak belirlenmesi gerekiyor. Birisi için yüksek olmayan tempo, bir başkası için yüksek olabilir. Onun için herkesin yaşına, kilosuna ve sağlık durumuna göre egzersizini hangi nabızda yapacağı bir uzman tarafından belirlenip ona göre egzersiz önerilmesi lazım. &#8216;Orta şiddetli bir egzersiz yap&#8217; dediğinizde tempoyu belirleyemeyebilir kişiler. Onun için kaç nabızda yapacağının hesaplanması lazım. Bir saatin altında 45 dakikalık orta şiddetli, nabzı çok yükseltmeyen egzersizler osteoporoz ile diyabet ve yüksek tansiyon gibi kronik hastalıklarda çok etkili. Bu nedenle sağlıklı yaşam için spor dediğimizde orta şiddette kişinin bedeni için stres oluşturmayacak düzeyde egzersiz önermek gerekiyor.&#8221;</p>
<p>	Gelişi güzel yapılan sporun faydadan çok zarar getireceği uyarısında bulunan Albayrak, &#8220;Spor yapacak kişinin mutlaka bir dâhiliye ve kardiyoloji uzmanına muayene olması gerekiyor. Çünkü nasıl bir ilaç reçetesi herkese uymuyor ise bir egzersiz reçetesi de herkese uymuyor. Herkes için ayrı bir egzersiz reçetesinin belirlenmesi gerekiyor. Kişinin kendine uygun egzersizi uzmanından belirleyip ona göre egzersiz şiddetini oluşturup uygulaması lazım.&#8221; şeklinde konuştu.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.saglikportali.net/uygun-duzeyde-yapilmayan-egzersiz-bagisikligi-dusuruyor.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

