‘Çocuk Sağlığı’ kategorisi için Arşiv

Kalıtsal gırtlak stridoru

Perşembe, 05 Mart 2009

Kalıtsal gırtlak stridoru nedir ?
Ses çıkaran bir solunum durumudur. Özellikle içeriye doğru nefes alınırken ve çocuk ağlarken had safhalara ulaşmaktadır.

Kalıtsal gırtlak stridorun sebebi nedir ?
Genellikle hançere etrafındaki dokuların, çoğunluka epiglotta, gevşek oluşundan ileri gelir.

Kalıtsal gırtlak stridorunun daha ciddî olan nedenleri de olabilir mi ?
Evet. Bazı hallerde hançerenin veya etrafındaki strüktürlerin kusurlu teşekkül etmiş olması. Solunum yoluyla içeriye alınan yabancı maddeler, hançerede meydana gelmiş olabilen marazı teşekküller veya hançereye baskı yapan aort’un bir anormalliği, gibi nedenlerin hepsi bu hastalığa sebep olabilir.

Gırtlak stridoru ilk olarak nasıl görülür ?
Çoğunlukla doğumda ve bu durum çocuk oniki ilâ onsekiz aylık oluncaya kadar inatla devam edebilir; sonra bu durum kendiliğinden kaybolur.

Normal bir gırtlak stridoru için bir tedavi usulü gerekli midir ?
Hayır. Bu kendi kendini sınırlayan bir durumdur. Çocuk büyüyünce hançere etrafındaki gevşeklik kendiliğinden düzelir.

Bu durumun daha ciddî deformiteleri nasıl tesbit edilir ?
Bir laringoskopla (boğaza sokulan aynalı alet) hançereye bakılmasıyla tesbit edilir. Eğer doktor bu yolda bir kist, bir perde veya bir başka tıkanma görürse bunu derhal tedavi edecektir.

Kalıtsal gırtlak stridorundan mustarip çocukların besisi için özel yollara başvurulmalı mıdır ?
Evet. Bu gibi çocuklar daha yavaş ve dikkatle beslenmelidir. Böylece solunum borusuna gıda maddelerinin girmesi önlenecektir. Bu gibi çocuklar bazen memeden veya biberondan gıdalarını almakta güçlük çekebileceklerinden, bunların kaşıkla beslenmesi gerekebilir.

Genel gırtlak stridoru vakası ciddi midir ?
Hayır. Anne ve babayı rahatsız edecek nitelikte olabilse de bu hastalık ciddi bir hastalık sayılamaz. Anne ve baba şunu bilmelidir ki; gırtlak stridoru ileride kendiliğinden iyileşecektir.

Bebeğinizin 8-12 Aylarındaki Sağlığı

Pazar, 22 Şubat 2009

Bebeğinizin 8-12 Aylarındaki Sağlığı
Bebeğiniz 8-12 aylık Bebeğiniz, her yönüyle büyüyor, ve siz bunu nerdeyse gün gün farkediyorsunuz Artık kendi kendine hareket ediyor, emekliyor, ayağa kalkıyor, belki de yürüyor

Bir yandan hareketlilikteki artış, diğer yandan katı gıdaların günlük beslenme içindeki ağırlığının giderek artması, bu dönemin belirgin özelliğidir. Bir başka deyişle, büyümeyi, özellikle de kiloyu etkileyen değişkenlerin . sayısı giderek artmakta.

Bebeğim ne kadar büyümeli ? 8 aylık bebekler, ortalama, 7-9 kg arasındadır. Türk çocukları için belirlenmiş gerçek değerler, aşağıdaki tabloda görülebilir.* İlk doğum günü pastası kesilirken, o artık doğum tartısının yaklaşık 3 katına , boyu ise, 75 cm civarına ulaşmış olacak.

Büyüme açısından biz çocuk doktorları, tartı ve boy dışında . bir de baş çevresi gelişimine dikkat ederiz. Aylık kontrollerde , 18 aya kadar mutlaka baş çevresini de ölçeriz. 6. aydan itibaren baş çevresi büyümesi yavaşlar. 8. ayda baş çevresi ortalama 44.5 cm, 12. ayda ise 46.5 cm civarındadır.

Bir önemli hatırlatma, lütfen bebeğinizin büyüme paternini başka bebeklerle karşılaştırmayın Her bebek apayrı bir bireydir ve herşeyiyle kendine özgüdür. Onu sadece kendi beklenen gelişim çizgisinde değerlendirin ve az da olsa düzenli büyüme görülüyorsa, telaşlanmayın.

Endişe etmeli miyim ? Bizim gözlemlerimize göre, anne babaların büyüme konusundaki endişelerinin temelinde, bebeklerinin yeme alışkanlığı yatıyor.Sizin de bebeğinizin yeteri kadar yemediği kuşkusuna kapıldığınız oldu mu? Sanırız olmuştur.

Bir çok bebek, nerdeyse, sadece açlığını bastıracak kadar yer Oysa, çoğu zaman, bu miktar, onların kendilerine gereken enerjiyi sağlamaya yeter.

Bebeğinizin büyümesi konusunda başlangıç noktanız, doğumdan itibaren düzenli olarak alınan boy, tartı ve başçevresi ölçümlerinin işlendiği grafikler olmalıdır. Bu grafikler düzenli büyüme gösterdiği sürece her şey yolunda demektir. Oysa annelerin çoğu bebeklerinin iştahlarındaki günlük oynamalara gereğinden fazla önem vermekte, yersiz kaygılara kapılmaktalar.

Bebeğinizin tartı alımında ani bir duraklama görülürse, şu soruların cevabını araştırmakta yarar var: Bebeğiniz bugünlerde hastalandı mı? Bir kaç gün süren kusma , ishal ve yememe, bebeklerde tartı kaybına yol açar. Bu kayıp, vücut ağırlığının %5?ini bulabilir. İyileşmeden sonra, kısa sürede kaybedilen tartı geri alınacaktır.

Bugünlerde emeklemeye yada yürümeye mi başladık? Hareketlilikte artma, günlük harcanan kalorinin ve enarjinin artması anlamına gelir, bu da olağan tartı alımını duraklamasıyla birlikte gider.

Çekmeceleri karıştırıp saklambaç oynamak, bebeğinize yemek yemekten daha mı ilginç geliyor ? Etrafta onun keşfedeceği o kadar çok şey var ki?Dış dünyaya her bebeğin tepkisi farklıdır ve her . bebeğin düzenli olarak mama sandalyesine oturup sebze püresi yemekten aynı zevki alması beklenmemelidir.

Ona uygun gıdalar veriyor musunuz ? Bu dönemde bebeklerde tad duyusu gelişmeye başlar. Artık onun yemeklerine daha fazla özen göstermek, çeşitliliği artırmak gerekir. ?Bebek mamaları? artık onun pek ilgisini çekmiyorsa yiyebileceği ?erişkin yemeklerine? geçmeyi denemenin zamanı geldi demektir. . Bu değişiklik, iştahında belirgin artma sağlayabilir. Bu soruların hiçbiri bebeğinizin tartı alımındaki duraklamayı açıklamıyorsa, doktorunuzu arayın. Şunu da unutmayın, bu dönem bazı bebekler için bir tür ?ayarlama? dönemidir. Genetik yapısı gereği ortalama değerlerde olacak bir şişman bebek, bu dönemde yavaş yavaş olması gereken kiloya iner.

Madalyonun diğer yüzündeyese, tombul bebekler var. Çevremizde . nerdeyse herkes kilo verme uğraşı içindeyken, bebeklerin kilo almaları için olmadık yollara başvurmalarını anlamak gerçekten güç. Modern tıp, obezitenin ?aşırı şişmanlığın- temellerinin bebeklikte atıldığını söylüyor. Bizde, bebeklerin şişman olmasının da en az zayıflık kadar ciddi bir tıbbi sorun olduğunun anlaşılması için herhalde bir süre daha geçmesi gerekiyor. Biz yine de olması gerekeni söyleyelim; bebeğinizin aldığı kaloriyi değersiz gıdalardan değil de sağlıklı kaynaklardan almasına özen gösterin. Daha çok hareket etsin, daha çok kalori harcasın bebeğiniz. Her susadığında yüksek kalorili içecekler, meyva suları içmesin. Hala kilosu fazlaysa, doktoruyla ayrıntılı olarak konuşun bu konuyu.

Son olarak
Koskoca bir yıl geçti Hastaneden eve getirdiğiniz 3 kiloluk . yenidoğan yok artık Ortada koşuşturan, sağı solu kurcalayan afacan aldı onun yerini.Bu bir yıl bir daha hiç yaşanmayacak. Bir daha bu kadar hızlı bir büyüme gelişme olmayacak. Bundan sonraki yıllarda herşey yavaş yavaş olacak?

8-12 aylar arası Türk erkek çocukları tartı ? boy çizelgesi
En az – En fazla
8 aylık bebek
6300g 63cm
10900g 77cm

9 aylık bebek
6700g 64.5cm
11300 g 78.5 cm

10 aylık bebek
6950g 66cm
11900 g 80cm

11 aylık bebek
7200g 67.5cm
12200g 81.5cm

12 aylık bebek
7450 g 68.5cm
12500 g 82.5 cm

8-12 aylar arası Türk kız çocukları tartı ? boy çizelgesi
En azEn fazla

8 aylık bebek
6150g 61.5cm
10350g 75cm

9 aylık bebek
6500g 62.5cm
10800g 77cm

10 aylık bebek
6750g 63.5cm
11200g 78.5cm

11 aylık bebek
7000g 65cm
11700g 79.5cm

12 . aylık bebek
7200g 66cm
12000g 81cm

Anomalili Kusurlu Bebekler

Cuma, 20 Şubat 2009

Anomalili Kusurlu Bebekler
Ultrasonografi incelemesinde uygun bir gebelik haftasında, çözünürlüğü iyi bir ultrasonografi cihazıyla, dikkatlice ve sistematik bir şekilde tarama yapıldığında bariz yapısal kusurlar nispeten kolay bir şekilde görülebilir.

Ancak başta Down sendromu olmak üzere kromozomları ilgilendiren kusurların bazıları direkt olarak yapısal bir kusura yol açmayabilirler. Bunun yerine bu bebeklerde, kendi başlarına bir ?kusur? olmayan, ancak bebeklerin yalnızca az bir kısmında görülebilen bazı işaretler saptanabilir.

Bu işaretlerin genel özellikleri şunlardır: Bu işaretlerin önemli bir kısmı bunlar konusunda bilgisi ve deneyimi olan doktorlar tarafından çok dikkatli bir şekilde özellikle ?bulmak amacıyla? ve çözünürlüğü yüksek ultrasonografi cihazlarıyla bakıldığında görülebilir.

İşaretlerin önemli bir kısmı tümüyle normal olan bebeklerde de görülebilir . ve bu nedenle başka bulgular ve risk faktörleri olmadığında genellikle kendi başlarına bir anlam taşımazlar.

Bu işaretlerin bir kısmı gebeliğin ilk yarısında kendilerini gösterip, sonradan ?yok olabilirler?. Bu nedenle bu işaretler özellikle 11.-24. gebelik haftalarında araştırılırlar.

Birinci trimesterde görülebilen işaretler şu şekilde özetlenebilir: Kistik higroma Bebekte şişme (hidrops) hali Ense pilisi kalınlığının artması Erken gelişme geriliği Kalp atım sayısı ve ritim özellikleri

İkinci trimesterde görülebilen işaretler şu şekilde özetlenebilir: Kistik higroma Bebekte şişme (hidrops) hali Ense pilisi kalınlığının artması Ekojenik barsak Uyluk kemiği ve / veya üst kol kemiği kısalıkları Piyelektazi Kalp boşluğunda ekojen odak Ventrikül genişlemesi Koryoid pleksus kisti Pelvik açı genişlemesi Kordonda tek atardamar bulunması

İşaretler hakkında ayrıntılar Kistik higroma ?Kistik higroma?, gebeliğin erken dönemlerinde bebeğin boyun bölgesinde saptanabilen birden fazla odacıklı kistik yapılara verilen isimdir. Bu normal dışı yapının ortaya çıkma nedeninin bölgede lenf kanallarının tıkanmasıyla lenf sıvısının birikmesi olduğu düşünülmektedir.

Bazı durumlarda boyun bölgesinde yer alan başka kitleler de kistik higroma sanılabileceğinden tanının tecrübeli bir uzman tarafından doğrulanması önemlidir.

Kistik higromanın önemi başta Turner sendromu olmak üzere bebekte bir kromozom kusuruna işaret edebilmesidir.

Kistik higroma genellikle erken gebelik haftalarında gözlenir ve gebeliğin ikinci yarısından itibaren kaybolur.

Kistik higroma gözlendiğinde muhtemel bir kromozom bozukluğunu araştırmak için koryon villus biyopsisi veya amniyosentez ile karyotipleme (kromozom tayini) yapılması önemlidir.

Bebekte şişme (hidrops) hali Bebekte erken gebelik haftalarında şişme hali çok ender görülen bir bulgu olmakla beraber ciddi bir soruna işaret etmesi açısından önemlidir.

Hidrops durumundaki bir bebeğin karın boşluğu ve diğer vücut boşluklarında normal dışı bir sıvı birikimi vardır.

Erken gebelik haftalarında bir kromozom kusuruna işaret edebilen hidrops, gebeliğin ileri haftalarında saptandığında bebekte ciddi bir kalp kusuru sonucunda veya anne ve baba adayı arasında var olan ve önceki gebeliklerde gerekli önlemler alınmamış bir kan uyuşmazlığının (Rh uygunsuzluğu) bebeğin kan hücrelerini parçalamasıyla oluşmuş bir kalp yetmezliğinin belirtisi olabilir.

Ense pilisi kalınlığının artması Ense pilisi kalınlığı başta kromozom kusurları olmak üzere kalp hastalıklarında veya çeşitli doğumsal kusurlarda artmış bulunabilir.

Ense pilisi kalınlığı 11-14 tarama testinin bir parçası olarak bu gebelik haftaları arasında ölçülmektedir.

Bunun yanında ayrıntılı ultrasonografide de ense pilisi kalınlığı ölçümü yapılmaktadır.

Ense pilisi kalınlığı artışı genellikle geçici bir bulgudur ve ilerleyen gebelik haftalarında kaybolma eğilimi gösterir.

Erken dönem gelişme geriliği İlk trimesterde ultrasonografide hesaplanan gebelik haftasının son adet tarihine göre hesaplanan gebelik haftasına göre daha ufak bulunması durumunda en muhtemel nedenler yumurtlamanın geç olması ve son . adet tarihinin yanlış hatırlanmasıdır. Ancak başta Trizomi 18 olmak üzere çeşitli kromozom kusurlarında bebekte gelişme geriliğinin çok erken gebelik haftalarında başlayabilmesi nedeniyle özellikle aradaki fark çok yüksek olduğunda bebek daha yakın takibe alınır.

Kalp atım sayısı ve ritim özellikleri Bebeğin kalp atışları ultrasonografide genellikle 7. Haftadan itibaren izlenebilir hale gelir. Kromozom kusurlarının bazılarında kalp atım sayısı çok düşük veya çok yüksek olabileceğinden kalp atım sayısı da mutlaka dikkate alınır. Kalp atım sayısının özellikleri yanında kalp ritminin düzensizliği de bebekte özellikle bazı kalp kusurlarına işaret edebilmesi açısından önemlidir.

Dikkat: Özellikle ikinci trimesterde yapılan ultrasonografide bebeğin kalbinin incelenmesi esnasında ultrasonografi probunun bebeğin kalbi üzerine basınç uygulanması bebeğin . kalp atışlarında geçici bir azalmaya ve hatta ??üzensizleşmeye? neden olabilmektedir. ?Prob bradikardisi? adı verilen bu durum bir kalp hastalığına işaret etmemekle beraber kalbin ileri incelemesi için ikinci düzey detaylı ultrasonografi gerektirebilir.

Ekojenik barsak Ultrasonografide barsakların içinin ekojenik, yani ?parlak (beyaz)? görünmesi veya karın içinde kireçlenmeyi andıran parlaklıklar bulunmasıdır.

Ekojenik barsak tüm gebeliklerde yaklaşık . %1 oranında gözlenebilen bir bulgudur ve mutlaka bebekte bir kusur olduğunu göstermez.

Bazı durumlarda ultrasonografi ayarlarının değiştirilmesiyle parlaklığın aslında gerçek olmadığı gözlenebilmektedir.

Ekojenik barsak gebeliğin ikinci trimesterinde gözlendiğinde bebekte bir kromozom kusuruna işaret edebilmesi açısından önemli olmakla beraber tek başına bir anlam taşımayabilir

Gebeliğin ileri haftalarında görülen ekojenik barsak ise bebekte çeşitli metabolizma . hastalıklarına, rahim içi enfeksiyonlara, barsakların bebeğin ilk dışkısı olan mekonyum tarafından tıkanmasına ve bebeğin ciddi bir şekilde sıkıntıda olmasına işaret edebilen bir bulgu olması nedeniyle önemlidir.

Uyluk kemiği ve / veya üst kol kemiği kısalıkları 16.-24. gebelik haftaları arasında yapılan ultrasonografide bebeğin uyluk kemiğinin ve / veya üst kol kemiğinin gelişiminin geri kalması Down sendromunun bir bulgusu olabilmektedir. Bu işaretin hatalı yorumlanmasını engellemek için gebelik haftasının doğru bilinmesi çok önemlidir.

Piyelektazi (böbrek kanallarında genişleme) Tüm gebeliklerin yaklaşık %2?sinde ultrasonografide bebeğin bir ya da iki böbreğinde idrar kanallarında genişleme saptanabilir. Erken gebelik haftalarında saptandığında ve özellikle de diğer bazı işaretlerle beraber olduğunda bu bulgu Down sendromu ve diğer kromozom bozukluklarına işaret edebilmesi açısından önemlidir.

Piyelektazi doğumsal kusura işaret edebilen bir bulgu olması yanında kendi başına da bir böbrek ve idrar kanalı hastalığına işaret edebilmesi açısından takibe alınması gereken bir bulgudur.

Özellikle büyük piyelektazilerde bebeğin yenidoğan döneminde ayrıntılı incelenmesi ve bu inceleme sonuçlarına göre hareket edilmesi uygundur.

Kalp boşluğunda ekojen odak Tüm gebeliklerin yaklaşık %3-4′ünde saptanabilen bir bulgudur. Kalp boşluklarından birinde ya da ikisinde parlak bir yapı gözlenir. Bu bulgu bebekte Down sendromu varolma olasılığını artırması açısından önemlidir.

Ekojen odak genellikle 3. trimesterde kaybolur.

Ventrikül genişlemesi Bebeğin kafa içindeki sıvıyı, yani beyin-omurilik sıvısını barındıran ve ileten yapılarda (?ventriküller?) genişleme erken gebelik haftalarında Down sendromu bulgusu olarak ortaya çıkabilmektedir.

Gebeliğin ilerleyen haftalarında ise ventrikül genişlemesi bebekte hidrosefali gelişimine işaret edebilmesi açısından ayrı bir önem kazanır.

Koryoid pleksus kisti Koryoid pleksuslar beyin omurilik sıvısını barındıran ventriküller içinde sağlı sollu yer alan, erken gebelik haftalarında kelebek tarzı yapılarıyla kafa içinin büyük kısmını kaplayan, daha sonra beyin dokusunun gelişmesiyle boyutları nispeten ufalan yapılardır. Beyin omurilik sıvısının üretiminden sorumlu bu yapıların içinde kistik oluşumların gözlenmesine koryoid pleksus kisti adı verilir.

Koryoid pleksus kistleri tüm gebeliklerde yaklaşık %1′inde gözlenebilir ve tek veya çift taraflı olabilirler.

Bu oluşumlar erken gebelik haftalarında gözlendiğinde başta Trizomi 18 olmak üzere Down sendromu ve diğer kromozom kusurlarının varlığına işaret edebilmeleri nedeniyle önemlidirler.

Koryoid pleksus kisti saptandığında genel yaklaşım, ayrıntılı incelemede bebekte başka bir işaret ve kusur saptanmadığında kistin izlenmesi yönündedir. Beraberinde başka bulgular da saptandığında ve /veya kistin nispeten büyük olduğu saptandığında amniyosentez ile bebeğin kromozomlarının incelenmesi gerekebilir.

Bu oluşumlar gebelik haftası ilerledikçe kaybolma eğilimindedirler.

Koryoid pleksus kistlerinin, bir kromozom kusuruna bağlı olmadıkları sürece bebeğin beyin gelişimini olumsuz etkilemeleri beklenmez.

Pelvik açı genişlemesi Nispeten yeni keşfedilmiş bir bulgudur. Bebeğin leğen kemiklerinin birbirine yaptığı açının ?geniş? bulunması ek bir Down sendromu işareti olarak kabul edilmekle birlikte bu bulgunun tanımının henüz net olarak yapılmış olmaması, Down sendromu taramasındaki önemini diğer işaretlere göre geri planda bırakır.

Kordonda tek atardamar bulunması Bebeğin göbek kordonunda normalde bir toplardamar ve etrafına heliks şeklinde sarılmış iki adet atardamar bulunur.

Tüm gebeliklerin yaklaşık %1′inde bebeğin göbek kordonunda tek atardamar bulunur. Bu durum tek başına bir doğumsal kusur olmamasına ve bebekte ileri bir inceleme gerektirmemesine karşın, yapısal başka kusurların varlığına işaret edebilmesi açısından önemlidir

Anaflaksi:Alerjik Şok

Cuma, 20 Şubat 2009

Anaflaksi:Alerjik Şok
TANIM: Alerjinin en korkulan, en ağır ve tehlikeli şekli olan anaflaksi, vücudun tümünü ilgilendiren yaygın alerjik reaksiyonlara bağlı olarak gelişir. Anaflaksi, alerjik şok ismiyle de bilinir; erken tanınıp acil olarak tedavi edilmediğinde kişiyi şok ya da ölüme kadar götürebilir. Gazetelerde okuduğumuz ?Penisilin iğnesi yapıldı, yaşamını yitirdi? veya ?Arı sokmasından öldü?? gibi olayların nedeni hep anaflaksidir. Ülkemizde her yıl ortalama olarak 100 kişinin anaflaksiden dolayı yaşamlarını yitirdikleri söylenebilir.

ANAFLAKSİNİN SEBEPLERİ: Anaflaksiye sebep olabilen pek çok madde vardır:

İlaçlar (penisilin, sefalosporin ve diğer antibiyotikler; aspirin, ağrı kesici ve romatizma ilaçları, lokal anestezikler, röntgen çekilirken kullanılan kontrast maddeler?)

Serumlar ve aşılar
Kan ve kan ürünleri
Yiyecekler (Yumurta, süt, domates, fıstık, deniz ürünleri?)
Yiyeceklere konan katkı maddeleri
Bozulmayı önleyici maddeler (Sülfitler)
Renklendiriciler (Tartrazin)
Tat vericiler (Glutamat)
Fiziksel etkenler: Egzersiz, soğuk
Çeşitli maddeler: Lateks, sperm

ANAFLAKSİNİN BELİRTİLERİ: Anaflaksi, kişinin duyarlılığına ve alınan alerjenin miktarına göre değişik tablolara neden olur. Başta deri, alt ve üst solunum yolları, dolaşım ve sindirim sistemi olmak üzere pek çok organ sistemine ait belirtiler ortaya çıkar. Anaflaksi, çok ani olarak ortaya çıkan bir durum olduğu için sadece doktorlar tarafından değil, herkesçe bilinmesi, tanınması ve ilk acil müdahalenin hemen yapılması, hastanın yaşamının kurtarılması bakımından çok önemlidir. Alerjenin alım yolu ve vücuda giriş hızı da anaflaksinin ağırlığını belirleyen önemli faktörlerdir. Mesela, penisilin iğnesi penisilin hapına göre çok daha ağır bir anaflaksiye yol açar! Anaflaksi belirtileri, alerjenle karşılaşıldıktan hemen birkaç dakika sonra başlar, 15-20 dakikada zirveye çıkar ve 1 saat içinde de azalmaya yüz tutar. Anaflaksi, bazı kişilerde belirtiler tamamen kaybolduktan 8-24 saat sonra tekrarlayabilir. Bu nedenle, anaflaksi saptanan bir kişinin en azından 24 saat süreyle doktor gözetimi altında kalması gerekir.

ANAFAKSİNİN GELİŞİMİ VE TEHLİKE SİNYALLERİ: Anaflakside, solunum ve dolaşım sistemini ilgilendiren belirtiler ciddi bir krizin işaretleridir. Solunum sistemi belirtileri: Burunla ilgili olarak kaşıntı, su gibi akıntı, hapşırma, burun tıkanıklığı? gibi belirtiler vardır. Ses tellerinin şişmesi (gırtlak ödemi), ses kısıklığı ve konuşma güçlüğü yaratabileceği gibi, bu darlığın çok fazla olması nefes alıp vermeyi güçleştirir, . hatta tamamen imkansız kılar ve ölüme neden olur. Bazı hastalarda ise astımlılarda olduğu gibi inatçı öksürük, hırıltılı solunum ve nefes darlığı gelişir.Dolaşım sistemi belirtileri: Çarpıntı, düzensiz ve hızlı kalp atışları, göğüs ağrısı, baş dönmesi.. vardır. Kan basıncının düşmeye başlaması ciddi bir anaflaksinin habercisidir. Yaşlı hastalar kalp krizi de geçirebilirler. Sindirim sistemi belirtileri: Karında kramp tarzında ağrılar, bulantı, kusma, karında şişkinlik ve gerginlik, ishal ortaya çıkar. Diğer belirtiler: Bu sistemlere ait belirtilerden başka birçok hastada, terleme, idrar kaçırma, baş ağrısı, şuur bozukluğu, halüsinasyon.. görülür. Anaflakside ölüm: Anaflakside ölüm nedeni gırtlak ödemi veya inatçı tansiyon düşüklüğü veya kalp krizidir.

ANAFLAKSİ TEDAVİSİ: Anaflaksi çok acil bir durumdur. Kişiye hemen girişimde bulunulmadığı zaman kısa zamanda ölüme sebep olabilir. Bu sebeple, anaflaksi belirtileri saptanır saptanmaz bir taraftan en yakın doktor veya hastaneye ulaşılmaya çalışılırken, diğer taraftan yapılması gereken bazı işlemler vardır.

Alerjenin vücuda girdiği yer belli ise (Arı sokmasında olduğu gibi!), o bölgeye hemen turnike yapılarak zehirin kana karışması engellenir. Varsa, arının iğnesi çıkartılır.

Kişi sırtüstü yatırılır ve bacakları yukarı kaldırılır. Bu sayede beyin ve kalp gibi önemli organlara daha fazla kan gitmesi sağlanır.

Hasta sıcak tutulur. Mümkünse oksijen verilir. Anaflakside yaşam kurtarıcı ilaç ADRENALİN?dir. 1:1000?lik adrenalin, 0,3-0,5 ml dozunda 20 dakika arayla cilt altına zerk edilir.

Anaflaksi tedavisinde yararlanılan diğer ilaçlar kortizon ve antihistaminikler?dir. Astım krizi belirtileri olan hastalara bronş spazmını azaltan nefes açıcı ilaçlar da verilmelidir.

Kan basıncı düşük olan hastalara hem kan basıncını yükselten ilaçlar (vazopressörler) hem de damar yoluyla sıvı uygulanır.

Gırtlak ödemi nedeniyle asfiksi (boğulma) belirtileri gösteren hastalara nefes alabilmeleri için acil trakeostomi (ana nefes borusuna dışarıdan delik açılması) gerekir.

ANAFLAKSİDEN KORUNMA: Daha önce anaflaksi geçirmiş olanlar, durumlarını bildiren bir kart veya künye taşımalıdırlar.

Anaflaksi nedeniyle ölüm tehlikesi atlatanların yanlarında sürekli olarak adrenalin bulundurmaları gerekir. Bu kişilere adrenalini hangi durumda, nasıl uygulayacakları da öğretilmelidir.

Anaflaksiye neden olan etkenlerden (ilaç, yiyecek?) uzak kalınmalıdır. Anaflaksi tanımlayan hastalara iğne şeklindeki ilaçlardan çok hap veya şurup verilmelidir. Anaflaksi tanımlayan hastalara ß-bloker sınıfı ilaçlar verilmemelidir. En azından 24 saat süreyle doktor gözetimi altında kalması gerekir.

Akut Lenfositik Lösemi

Cuma, 20 Şubat 2009

Akut Lenfositik Lösemi
Alternatif isimler Akut çocukluk dönemi lösemisi , ALL , Kan Kanseri

Tanım Lenfoblastlara benzeyen olgunlaşmamış beyaz kan hücrelerinin sayısında artışla karakterize ilerleyici , kötü huylu bir hastalıktır.

Nedenleri,Görülme sıklığı,Risk faktörleri ALL çocukluk dönemi lösemilerinin % 80 inden sorumludur. 3-7 yaşları arasında sıktır. Erişkinlerde de görülebilir ve tüm erişkin lösemilerinin % 20 ini oluşturur.

Akut lösemilerde kötü huylu hücrelerde olgunlaşma ve farklılaşma fonksiyonu kaybolmuştur. Bu hücreler hızla çoğalıp normal hücrelerin yerini alırlar. Habis hücreler normal kemik iliği elemanlarının yerini aldıkça kemik iliği yetmezliği gelişir. Normal kan hücrelerinin sayısında azalma olduğu için kişide kanama ve enfeksiyon şikayetleri başlar.

Çoğu vakada görünür bir sebep yoktur. Bununla birlikte radyasyon , benzen gibi bazı toksinler ve bazı kemoterapi ajanları lösemi oluşumuna katkıda bulunur. Kromozomlardaki anormallikler akut lösemi gelişiminde rol oynayabilir.

Risk faktörleri içinde Down Sendromu , lösemili kardeş , radyasyona maruz kalma , kimyasal maddeler ve ilaçlar sayılabilir. Hastalık 100.000 kişinin 6 sında görülmektedir.

Korunma Çoğu vakanın sebebi bilinmediği için korunma yöntemleri de bilinmemektedir.Toksinlere , radyasyona , kimyasal maddelere maruz kalınmaması riski azaltabilir.

Belirtiler uzun süreli veya çok miktarda kanama olması çürüklerin kolayca oluşması burun kanaması dişeti kanaması adet kanamasında düzensizlikler deri içine kanamalar deri döküntüsü veya peteşi ( kanamaya bağlı küçük kırmızı noktalar ) , ekimoz ( çürükler ) gibi deri lezyonları enfeksiyon yorgunluk sternum hassasiyeti ( sternum: göğüs kemiği ) solukluk kemik ağrıları veya hassasiyeti eklem ağrıları ( kalça , diz , ayak bileği , ayak , omuz , dirsek , el bileği , elin küçük eklemlerinde ağrı ) lenfadenopati (lenf bezlerinin büyümesi ) açıklanamayan kilo kaybı dişetlerinin şişmesi ateş egzersizle kötüleşen solunum güçlüğü çarpıntı

Tanı/Teşhis fizik muayenede büyümüş karaciğer-dalak , ekimoz ve kanama bulguları saptanır. beyaz kan hücrelerinin sayısında anormallikler tam kan sayımı ? anemi ( kırmızı kan hücrelerinin azalması ) ve trombosit sayısında azalma saptanır. kemik iliği aspirasyonu ? kemik iliğindeki hücre sayısında ve lenfoblastlardaki artışı gösterir. T lenfosit sayımı hücre yüzey antijeni çalışmaları

Tedavi Tedavinin . amacı hastalığın remisyonudur ( hafifletilmesidir ). Periferik kan sayımı ve kemik iliği normale döndüğü zaman remisyon sağlanır.

ALL antikanser ilaçların kombinasyonuyla tedavi edilir ( kemoterapi ). Kemoterapinin başlangıcında hastanın 3-6 hafta hastanede kalması gereklidir. Bunu takip eden kemoterapi seansları ayaktan verilebilir.

Kemoterapi prednison , vincristine , metotreksat , 6-merkaptopürin ve siklofosfamid?i içeren 3-8 ilaç kombinasyonundan oluşur. Ayrıca anemi ve düşük trombosit sayısını düzeltmek için kan ürünleri vermek gerekibilir. Gelişen herhangi bir ikincil enfeksiyon için antibiyotik kullanılabilir.

İyileşme ( remisyon ) sağlandıktan sonra bel kemiği sıvısı ( spinal sıvı ) na saldıran lösemik hücrelerin tedavisi için omurgaya kemoterapi ve/veya radyoterapi uygulanabilir.

Takibeden tedavi , relapsları . ( hastalığın daha da kötüleşmesini ) önlemeye yöneliktir. Yüksek doz kemoterapiye veya diğer tedavilere cevap vermeyen ağır vakalar için önerilebilecek diğer bir tedavi seçeneği de kemik iliği naklidir.

Prognoz/Hastalığın gidişi çocuklarda erişkinlerden daha iyi sonuçlar elde edilir. yaklaşık % 95 vakada tam remisyon sağlanır. Şifa oranı ise % 50-60 tır. erişkinlerin % 80 inde tam remisyon , % 30-50 arasında şifa sağlanır. tedavisiz yaşam süresi yaklaşık 3 aydır.

Komplikasyonlar/Riskler şiddetli enfeksiyonlar ALL nin kötüleşmesi yaygın damar içi pıhtılaşma

Doktorunuza başvurun şüpheli ALL belirtileri gelişirse kişide ALL ile ilgili sürekli ateş veya diğer enfeksiyon belirtileri ortaya çıkarsa …