Post Travmatik Stres Bozukluğu (PTSB)

PTSB genellikle tanı almayan ve tedavi edilmeyen bir anksiyete bozukluğudur. Bu karmaşık hastalığın biyolojik temelleri keşfedilmektedir ve tedavide yeni gelişmeler olmaktadır. İlk basamak hekimleri tarafından erkenden fark edilmesi ve tedavinin çabuk başlanması bu bozuklukla başa çıkılmasında önemlidir. Travmatik stresör hayatı, kişisel güvenliği ve fiziksel bütünlüğü tehdit eden bir olay olarak tanımlanmaktadır. PTSB’de üç ana semptom grubu travmatik bir stressörden sonra ortaya çıkan bu semptomlar travmatik olayın yeniden yaşantılanması, travmayı hatırlatan kişi, ortam ve nesnelerden kaçınma ve kronik aşırı uyarılma belirtileridir. Erkeklerin %60.7’si, kadınların ise %51.2’si hayatları boyunca herhangi bir travmatik stresöre maruz kalırlar; ama bu kişilerde erkeklerden sadece %8 kadınların ise %20’sinde PTSB gelişir. Bazı travmatik stresör örnekleri şunlardır: Saldırıya uğramak, ciddi bir yaralanma veya ölüme şahit olmak (düşman da dahil olmak üzere), işkence, fiziksel, cinsel tacize, çocukluk çağında temaruza maruz kalmak, yangın, sel, fırtına, deprem, kasırga, hortum gibi doğal afetler, terörist saldırılar, bombalama, teknolojik felaketler, bir çatışma ya da afetten sonra insan cesetleriyle ilgilenmek, sayılan olaylardan herhangi birine şahit olmak (ikincil travma). Bu olaylara maruz kalmış hastalar patolojik anksiyete açısından sorgulanmalıdır . Psikososyal işlevsellik bozulur. Madde kötüye kullanımı, major depresyon, distimi, panik bozukluk ve yaygın aksiyete bozukluğu gibi diğer anskiyete bozuklukları ve borderline kişilik bozukluğu birlikte sıkça görülür.

Tags: , , , , , , ,

Leave a Reply